Recep Garip
Köşe Yazarı
Recep Garip
 

ŞEHİR DEFTERİ

7.YIL 21.SAYI Az önce Şehir Defteri postacının kapıyı çalışıyla bizi selamladı. Emeği geçenlerin, yazıp çizenlerin, bize ulaştıranların selâmına ve aleykümselam diyerek aldık. Başımız gönlümüz üstünde tuttuk.  "Her ağaç kendi kökü üzerinde büyür denilir ya kök ne kadar kuvvetliyse gövdesi de, dalları da, yaprakları da, meyvesi de, o kadar kuvvetli olur. Yaşadığımız hayat bunlara dair birçok örneklerle bizleri aydınlatır. Yaşadığımız hayatı bozdukça eşyanın da, varlıkların da, çevrenin de, tabiatın da, insanın da fıtratı bozulur. Fıtrat bozulunca olanlar oluyor olmasına da hala ibret almakta, kendimizi gözden geçirmekte yaratılış sırrı üzerinde tefekkür etmekte yeterince gayret göstermediğimiz ortada. Asırlar boyu insanlığı tedirgin eden, diz çöktüren musibetler, afetler ve belalar eksik olmamış"diye ifade etmişiz "Devlet ve Kızılelma" kitabımızın 108. sayfasında. Yayın hayatını ısrarla sürdüren bir çok edebiyat, kültür, sanat ve şehir dergilerimiz var. Bu dergiler, asil yürüyüşünü toplumumuzun tarihi derinliğindeki medeniyet, ahlak, ilim, irfan, edebiyat ve şiirinden beslenerek dünü bugüne, bugünü de yarınlara doğru taşıyor. Örneğin, Ay Vakti, Şehir ve Kültür, Teferrüç, Aydos, Yitik Söz, Külliye, Yedi İklim, Hece ve elbette Şehir Defteri'de onlardan biridir. Yazamadığım elbette bir çok dergimiz var. Şükür, gayret gerekli her birimize.  Kıymetli kalem ve Şair Yaşar Bayar "Türkçe: Tarihimiz, Şuurumuz ve Edebi Mührümüz" başlıklı yazısında Türk dili ırmağımızı gündemine almış bir milletin varlığını ayakta tutup milli bütünlüğünü oluşturan en önemli unsuru olarak kayda düşmüş.  Kalemine yüreğine sağlık. "Bir milletin kültürü, tarihi, felsefesi, edebiyat ve sanatı dilinin kelimelerine, kavramlarda, deyimlerinde, atasözlerinde toplanmış çeşitli ifadeler ve muhtevalar kazanmıştır" diye sözlerini açarken Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügati't-Türk'ten bir alıntıyı taca dönüştürmüş ve "Erdem'in başı dildir" diye noktayı koymuş.  Derginin 7. yılı ve 21 sayısı ile Ocak 2026 Şehir Defteri Çorum Belediyesi Kültür Sanat Edebiyat Dergisi mütemadiyen  bize de ulaşıyor. Kültür ve sanat aşığı Turan Candan kardeşime teşekkür ediyorum. Bu çaba ve gayretinden dolayı kutluyorum. Sayın  Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın'a şükranlarımı iletiyorum.  Şair İnci Okumuş,  "Yeryüzünün Nefesi İnsan" şiirinde: "Rüzgar gibi olmalı insan  Sessizce süzülüp yüreklerden geçmeli Savurmadan kimsecikleri Kırmadan dalları  En narin yaprağa dokunur gibi... "  Şiir bütün lirikliğiyle devam ediyor. Güzel dizeler, güzel şiir. Yine "Devlet ve Kızılelma" eserimizin 94.sayfasında: "Şiir, varlığını bütün dönemlerde sürdürür. Doğanın varlığı, suyun varlığı gibi havanın ve aşkın varlığı gibi. Değişerek, gelişerek dönemlerin yapısını, anlayışını, sosyal dokusunu da içerisine alarak şiir kendi dili ve tarzını şairlere verir." "Zamanda Bir Pusula" kitabı üzerine Nuray Alper hanım'la söyleşiyi İlker Yılmaz yapmış. Eserler elbette okuyucularını bekliyor. Söyleşi nin bir yerinde: "Gençler her şeyin farkındalar ve emin olun bazı şeyleri rahatsızlığını bizden çok hissedecek bir potansiyel taşıyorlar. Ancak ciddi hamle yapacak güce ihtiyaçları var. Onlar için yapabileceklerimizinilki, bu hamle ile bağlantı sağlayabilmelerine yardımcı olmak. Mütemadi bir suçlama psikolojisi kuşanmak yerine onlara onları anladığımızı duyurmak... " diye büyüklere, önde yürüyenlere önemli bir çağrıda bulunuyor.  "Şehirlerin Ruhunda Lahuti Yalnızlık" yazısı gençlik yıllarından beri tanıdığım, kıymet bulduğum gazeteci ve yazar Ömer Faruk Reca: yalnızlığı irdeliyor. Şehrin arka sokaklarındaki yalnızlıklarla ana bulvarlardaki kalabalıklardan avm'lerdeki büyük  yalnızlıkları irdeliyor. Seyyahın Defterine düştüğü notlarda  Odesa ve Çorum gündeme girerken Dostoyevskiyle bir buluşma gerçekleştiriyor.  "Bu yüzdendir ki Dostoyevski Odessa'da kaldığı yıllarda "Ben seni düşüncemde bile aldatmadım" derken Bedri Rahmi "Derhal vurulmamaya imkan yok dedi" sözüyle Sinop'a doğru yolculuk yaptırıyor olsa da Raskolnikov'un otel odalarında ve izbe sokaklarında dolaştığını öğreniyoruz. Bu güzel bir betimleme.  Faruk Reca: "Deniz suyu yerine tuzlu gözyaşı kusan emeğin, fedakarlığın emsal kabul etmeyen bu şehrinde olmak, Aşık Paşa'nın Garipnamesi'nde kahraman olmak gibidir. Kadim zalimliklerin kahreden kirli, kara gölgelerinde oynaşan silüetleri her gece gelmiyorsa eğer gözünün önüne, iman ettik denilemez bunca yılların emeğine." İsimlerinden bahsedemediğim bir çok Şair ve kalem sahibinin emekleriyle kültür ırmağımız bereketleniyor. Şehir Defterini, emek verenlerin, isimsiz nice kahramanları bir kez daha tebrik ediyorum. Nice yeni sayılar temennisiyle en içten selamlıyorum.  23 Ocak 2026 - İstanbul www.recepgarip.com
Ekleme Tarihi: 01 Şubat 2026 -Pazar
Recep Garip

ŞEHİR DEFTERİ

7.YIL 21.SAYI

Az önce Şehir Defteri postacının kapıyı çalışıyla bizi selamladı. Emeği geçenlerin, yazıp çizenlerin, bize ulaştıranların selâmına ve aleykümselam diyerek aldık. Başımız gönlümüz üstünde tuttuk. 

"Her ağaç kendi kökü üzerinde büyür denilir ya kök ne kadar kuvvetliyse gövdesi de, dalları da, yaprakları da, meyvesi de, o kadar kuvvetli olur. Yaşadığımız hayat bunlara dair birçok örneklerle bizleri aydınlatır. Yaşadığımız hayatı bozdukça eşyanın da, varlıkların da, çevrenin de, tabiatın da, insanın da fıtratı bozulur. Fıtrat bozulunca olanlar oluyor olmasına da hala ibret almakta, kendimizi gözden geçirmekte yaratılış sırrı üzerinde tefekkür etmekte yeterince gayret göstermediğimiz ortada. Asırlar boyu insanlığı tedirgin eden, diz çöktüren musibetler, afetler ve belalar eksik olmamış"diye ifade etmişiz "Devlet ve Kızılelma" kitabımızın 108. sayfasında. Yayın hayatını ısrarla sürdüren bir çok edebiyat, kültür, sanat ve şehir dergilerimiz var. Bu dergiler, asil yürüyüşünü toplumumuzun tarihi derinliğindeki medeniyet, ahlak, ilim, irfan, edebiyat ve şiirinden beslenerek dünü bugüne, bugünü de yarınlara doğru taşıyor. Örneğin, Ay Vakti, Şehir ve Kültür, Teferrüç, Aydos, Yitik Söz, Külliye, Yedi İklim, Hece ve elbette Şehir Defteri'de onlardan biridir. Yazamadığım elbette bir çok dergimiz var. Şükür, gayret gerekli her birimize. 

Kıymetli kalem ve Şair Yaşar Bayar "Türkçe: Tarihimiz, Şuurumuz ve Edebi Mührümüz" başlıklı yazısında Türk dili ırmağımızı gündemine almış bir milletin varlığını ayakta tutup milli bütünlüğünü oluşturan en önemli unsuru olarak kayda düşmüş. 
Kalemine yüreğine sağlık. "Bir milletin kültürü, tarihi, felsefesi, edebiyat ve sanatı dilinin kelimelerine, kavramlarda, deyimlerinde, atasözlerinde toplanmış çeşitli ifadeler ve muhtevalar kazanmıştır" diye sözlerini açarken Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügati't-Türk'ten bir alıntıyı taca dönüştürmüş ve
"Erdem'in başı dildir" diye noktayı koymuş. 

Derginin 7. yılı ve 21 sayısı ile Ocak 2026 Şehir Defteri Çorum Belediyesi Kültür Sanat Edebiyat Dergisi mütemadiyen  bize de ulaşıyor. Kültür ve sanat aşığı Turan Candan kardeşime teşekkür ediyorum. Bu çaba ve gayretinden dolayı kutluyorum. Sayın  Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın'a şükranlarımı iletiyorum. 

Şair İnci Okumuş, 
"Yeryüzünün Nefesi İnsan" şiirinde: "Rüzgar gibi olmalı insan 
Sessizce süzülüp yüreklerden geçmeli Savurmadan kimsecikleri Kırmadan dalları 
En narin yaprağa dokunur gibi... " 
Şiir bütün lirikliğiyle devam ediyor. Güzel dizeler, güzel şiir. Yine "Devlet ve Kızılelma" eserimizin 94.sayfasında: "Şiir, varlığını bütün dönemlerde sürdürür. Doğanın varlığı, suyun varlığı gibi havanın ve aşkın varlığı gibi. Değişerek, gelişerek dönemlerin yapısını, anlayışını, sosyal dokusunu da içerisine alarak şiir kendi dili ve tarzını şairlere verir."

"Zamanda Bir Pusula" kitabı üzerine Nuray Alper hanım'la söyleşiyi İlker Yılmaz yapmış. Eserler elbette okuyucularını bekliyor. Söyleşi nin bir yerinde: "Gençler her şeyin farkındalar ve emin olun bazı şeyleri rahatsızlığını bizden çok hissedecek bir potansiyel taşıyorlar. Ancak ciddi hamle yapacak güce ihtiyaçları var. Onlar için yapabileceklerimizinilki, bu hamle ile bağlantı sağlayabilmelerine yardımcı olmak. Mütemadi bir suçlama psikolojisi kuşanmak yerine onlara onları anladığımızı duyurmak... " diye büyüklere, önde yürüyenlere önemli bir çağrıda bulunuyor. 

"Şehirlerin Ruhunda Lahuti Yalnızlık" yazısı gençlik yıllarından beri tanıdığım, kıymet bulduğum gazeteci ve yazar Ömer Faruk Reca: yalnızlığı irdeliyor. Şehrin arka sokaklarındaki yalnızlıklarla ana bulvarlardaki kalabalıklardan avm'lerdeki büyük  yalnızlıkları irdeliyor.
Seyyahın Defterine düştüğü notlarda 
Odesa ve Çorum gündeme girerken Dostoyevskiyle bir buluşma gerçekleştiriyor. 
"Bu yüzdendir ki Dostoyevski Odessa'da kaldığı yıllarda
"Ben seni düşüncemde bile aldatmadım" derken Bedri Rahmi "Derhal vurulmamaya imkan yok dedi" sözüyle Sinop'a doğru yolculuk yaptırıyor olsa da Raskolnikov'un otel odalarında ve izbe sokaklarında dolaştığını öğreniyoruz. Bu güzel bir betimleme. 


Faruk Reca: "Deniz suyu yerine tuzlu gözyaşı kusan emeğin, fedakarlığın emsal kabul etmeyen bu şehrinde olmak, Aşık Paşa'nın Garipnamesi'nde kahraman olmak gibidir. Kadim zalimliklerin kahreden kirli, kara gölgelerinde oynaşan silüetleri her gece gelmiyorsa eğer gözünün önüne, iman ettik denilemez bunca yılların emeğine."
İsimlerinden bahsedemediğim bir çok Şair ve kalem sahibinin emekleriyle kültür ırmağımız bereketleniyor. Şehir Defterini, emek verenlerin, isimsiz nice kahramanları bir kez daha tebrik ediyorum. Nice yeni sayılar temennisiyle en içten selamlıyorum. 

23 Ocak 2026 - İstanbul

www.recepgarip.com

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.