Pamuk İnşaat
Pamuk İnşaat

Büyükelçi Bağış’tan Ortaklık ve Stratejik İşbirliği Çağrısı

Dünya 14.05.2026 - 19:46, Güncelleme: 14.05.2026 - 21:05
 

Büyükelçi Bağış’tan Ortaklık ve Stratejik İşbirliği Çağrısı

“Türkiye, onlarca yıldır Avrupa’nın güvenliğine, ekonomik entegrasyonuna ve bölgesel istikrarına katkı sunan stratejik bir ortaktır. Avrupa’nın derin jeopolitik sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, stratejik değerlendirmelerin bu gerçekleri yansıtması ve işbirliğini zedeleyebilecek söylemlerden kaçınılması büyük önem taşımaktadır.”
Eski Avrupa Birliği Bakanı ve Büyükelçi Egemen Bağış, Avrupa Birliği’nin küresel rekabetin sertleştiği, güvenlik risklerinin arttığı ve uluslararası dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye ile ilişkilerini stratejik bir perspektifle yeniden değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Bağış, Avrupa’nın barış, istikrar ve stratejik dayanıklılık hedeflerini sürdürebilmesi için Türkiye ile daha güçlü ve çok boyutlu bir işbirliğinin artık tercih değil, ortak çıkarların gereği haline geldiğini ifade etti. Brüksel merkezli EU Today için kaleme aldığı değerlendirme yazısında Bağış, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin son açıklamalarını diplomatik bir dille ele aldı. Türkiye’nin Rusya ve Çin ile aynı jeopolitik çerçevede değerlendirilmesinin Avrupa-Türkiye ilişkilerinin gerçek niteliğini yansıtmadığını belirten Bağış, bu tür yaklaşımların mevcut stratejik gerçekliği basitleştirme riski taşıdığına dikkat çekti. Bağış, Türkiye’nin uzun yıllardır NATO müttefiki, AB aday ülkesi ve Avrupa’nın güvenlik mimarisinin önemli bir parçası olduğunu hatırlatarak, şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye, onlarca yıldır Avrupa’nın güvenliğine, ekonomik entegrasyonuna ve bölgesel istikrarına katkı sunan stratejik bir ortaktır. Avrupa’nın derin jeopolitik sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, stratejik değerlendirmelerin bu gerçekleri yansıtması ve işbirliğini zedeleyebilecek söylemlerden kaçınılması büyük önem taşımaktadır.” Avrupa’nın son yıllarda artan baskılar altında bulunduğunu belirten Bağış, özellikle Rusya-Ukrayna savaşının kıtanın güvenlik anlayışını köklü biçimde değiştirdiğini ifade etti. Bu yeni dönemde Avrupa’nın enerji arz güvenliği, savunma kapasitesi, göç yönetimi ve tedarik zincirleri gibi alanlarda daha kırılgan hale geldiğine işaret eden Bağış, “Avrupa, Türkiye ile daha derin bir ortaklık geliştirmeden stratejik hedeflerini tam anlamıyla gerçekleştirebilir mi?” sorusunun artık daha yüksek sesle sorulduğunu dile getirdi. Türkiye’nin enerji çeşitlendirmesi, savunma ve güvenlik işbirliği, göç yönetimi, Balkanlar’daki istikrarın korunması ve bölgesel bağlantısallığın güçlendirilmesi gibi Avrupa açısından kritik alanlarda merkezi rol oynadığını vurgulayan Bağış, Türkiye’nin yalnızca bir muhatap değil, aynı zamanda çözüm üreten kilit bir kolaylaştırıcı olduğunu ifade etti. Türkiye’nin Avrupa’nın ekonomik ve güvenlik çıkarları açısından giderek daha önemli hale gelen bölgeleri birbirine bağlayan stratejik bir merkez konumunda bulunduğunu kaydeden Bağış, Ankara ile Brüksel arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesinin her iki tarafın da çıkarına hizmet edeceğini belirtti. Balkanlar konusuna da özel vurgu yapan Bağış, bölgenin Avrupa için hâlâ önemli bir sınav alanı olmaya devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin Balkanlar’daki tarihi bağları, ekonomik ilişkileri ve diplomatik girişimleri sayesinde bölgede tamamlayıcı ve yapıcı bir rol üstlendiğini ifade eden Bağış, Türkiye’nin katkılarının Avrupa’nın genel stratejik yaklaşımıyla uyumlu hale getirilmesinin bölgesel etkinliği artıracağını kaydetti. Türkiye-AB ilişkilerinin zaman zaman algılar ve kimlik tartışmaları nedeniyle zorlaştığına dikkat çeken Bağış, Avrupa’nın uzun vadeli çıkarları açısından daha kapsayıcı ve pragmatik bir yaklaşımın gerekli olduğunu vurguladı. “İleriye dönük bir ilişki, geçmişten gelen varsayımların ötesine geçmeyi ve daha gerçekçi bir bakış açısını benimsemeyi gerektirir.” diyen Bağış, stratejik işbirliğinin ideolojik tartışmaların önüne geçirilmesi gerektiğini ifade etti.     Son yıllarda Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin çoğu zaman göç ve kriz yönetimi gibi acil başlıklara sıkıştığını belirten Bağış, bunun ilişkinin gerçek potansiyelini yansıtmadığını söyledi. Daha kurumsal, öngörülebilir ve stratejik bir ortaklık modeline ihtiyaç olduğunu kaydeden Bağış; Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, enerji güvenliği alanında daha yakın koordinasyon, savunma işbirliğinin derinleştirilmesi ve siyasi diyaloğun yeniden canlandırılması gibi adımların önemine dikkat çekti. Bağış, bu sürecin yalnızca Türkiye-AB ilişkilerini güçlendirmeyeceğini, aynı zamanda Avrupa’nın küresel ölçekte daha dirençli ve etkin bir aktör olmasına da katkı sağlayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: “AB bugün rekabet, belirsizlik ve değişen güç dengeleriyle şekillenen daha zorlu bir uluslararası ortamla karşı karşıyadır. Bu koşullarda ortaklıklar artık isteğe bağlı değil, stratejik bir zorunluluktur.” Türkiye’nin stratejik özerklik kapasitesiyle hareket eden önemli bir aktör olduğunu vurgulayan Bağış, Ankara’nın zorlu dönemlerde dahi Avrupa ile temasını sürdürdüğünü ifade etti. Türkiye’nin AB üyelik sürecindeki gelişmelerden bağımsız olarak Avrupa güvenliği, enerji arzı ve bölgesel istikrar açısından vazgeçilmez bir aktör olmaya devam edeceğini belirten Bağış, Avrupa’nın Türkiye ile yakın işbirliğinden önemli ölçüde fayda sağladığının artık daha net görüldüğünü kaydetti. Bağış, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Buradaki mesele bir bağımlılık değil, karşılıklı stratejik çıkar meselesidir. Asıl soru Türkiye’nin Avrupa için önemini koruyup korumayacağı değil, Avrupa’nın bu ortaklıktan tam anlamıyla yararlanmayı tercih edip etmeyeceğidir. Avrupa Birliği, barış ve istikrarın taşıyıcı gücü olma rolünü sürdürmek istiyorsa, bu vizyona katkı sunabilecek ortaklarla daha güçlü işbirliği geliştirmelidir. Türkiye de bu ortakların başında gelmektedir.”               EDİTÖR: Samet Burak AŞCI 
“Türkiye, onlarca yıldır Avrupa’nın güvenliğine, ekonomik entegrasyonuna ve bölgesel istikrarına katkı sunan stratejik bir ortaktır. Avrupa’nın derin jeopolitik sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, stratejik değerlendirmelerin bu gerçekleri yansıtması ve işbirliğini zedeleyebilecek söylemlerden kaçınılması büyük önem taşımaktadır.”

Eski Avrupa Birliği Bakanı ve Büyükelçi Egemen Bağış, Avrupa Birliği’nin küresel rekabetin sertleştiği, güvenlik risklerinin arttığı ve uluslararası dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye ile ilişkilerini stratejik bir perspektifle yeniden değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Bağış, Avrupa’nın barış, istikrar ve stratejik dayanıklılık hedeflerini sürdürebilmesi için Türkiye ile daha güçlü ve çok boyutlu bir işbirliğinin artık tercih değil, ortak çıkarların gereği haline geldiğini ifade etti.

Brüksel merkezli EU Today için kaleme aldığı değerlendirme yazısında Bağış, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin son açıklamalarını diplomatik bir dille ele aldı. Türkiye’nin Rusya ve Çin ile aynı jeopolitik çerçevede değerlendirilmesinin Avrupa-Türkiye ilişkilerinin gerçek niteliğini yansıtmadığını belirten Bağış, bu tür yaklaşımların mevcut stratejik gerçekliği basitleştirme riski taşıdığına dikkat çekti.

Bağış, Türkiye’nin uzun yıllardır NATO müttefiki, AB aday ülkesi ve Avrupa’nın güvenlik mimarisinin önemli bir parçası olduğunu hatırlatarak, şu değerlendirmede bulundu:

“Türkiye, onlarca yıldır Avrupa’nın güvenliğine, ekonomik entegrasyonuna ve bölgesel istikrarına katkı sunan stratejik bir ortaktır. Avrupa’nın derin jeopolitik sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, stratejik değerlendirmelerin bu gerçekleri yansıtması ve işbirliğini zedeleyebilecek söylemlerden kaçınılması büyük önem taşımaktadır.”

Avrupa’nın son yıllarda artan baskılar altında bulunduğunu belirten Bağış, özellikle Rusya-Ukrayna savaşının kıtanın güvenlik anlayışını köklü biçimde değiştirdiğini ifade etti. Bu yeni dönemde Avrupa’nın enerji arz güvenliği, savunma kapasitesi, göç yönetimi ve tedarik zincirleri gibi alanlarda daha kırılgan hale geldiğine işaret eden Bağış, “Avrupa, Türkiye ile daha derin bir ortaklık geliştirmeden stratejik hedeflerini tam anlamıyla gerçekleştirebilir mi?” sorusunun artık daha yüksek sesle sorulduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin enerji çeşitlendirmesi, savunma ve güvenlik işbirliği, göç yönetimi, Balkanlar’daki istikrarın korunması ve bölgesel bağlantısallığın güçlendirilmesi gibi Avrupa açısından kritik alanlarda merkezi rol oynadığını vurgulayan Bağış, Türkiye’nin yalnızca bir muhatap değil, aynı zamanda çözüm üreten kilit bir kolaylaştırıcı olduğunu ifade etti. Türkiye’nin Avrupa’nın ekonomik ve güvenlik çıkarları açısından giderek daha önemli hale gelen bölgeleri birbirine bağlayan stratejik bir merkez konumunda bulunduğunu kaydeden Bağış, Ankara ile Brüksel arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesinin her iki tarafın da çıkarına hizmet edeceğini belirtti.

Balkanlar konusuna da özel vurgu yapan Bağış, bölgenin Avrupa için hâlâ önemli bir sınav alanı olmaya devam ettiğini söyledi. Türkiye’nin Balkanlar’daki tarihi bağları, ekonomik ilişkileri ve diplomatik girişimleri sayesinde bölgede tamamlayıcı ve yapıcı bir rol üstlendiğini ifade eden Bağış, Türkiye’nin katkılarının Avrupa’nın genel stratejik yaklaşımıyla uyumlu hale getirilmesinin bölgesel etkinliği artıracağını kaydetti.

Türkiye- AB ilişkilerinin zaman zaman algılar ve kimlik tartışmaları nedeniyle zorlaştığına dikkat çeken Bağış, Avrupa’nın uzun vadeli çıkarları açısından daha kapsayıcı ve pragmatik bir yaklaşımın gerekli olduğunu vurguladı. “İleriye dönük bir ilişki, geçmişten gelen varsayımların ötesine geçmeyi ve daha gerçekçi bir bakış açısını benimsemeyi gerektirir.” diyen Bağış, stratejik işbirliğinin ideolojik tartışmaların önüne geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

 

 

Son yıllarda Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin çoğu zaman göç ve kriz yönetimi gibi acil başlıklara sıkıştığını belirten Bağış, bunun ilişkinin gerçek potansiyelini yansıtmadığını söyledi. Daha kurumsal, öngörülebilir ve stratejik bir ortaklık modeline ihtiyaç olduğunu kaydeden Bağış; Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, enerji güvenliği alanında daha yakın koordinasyon, savunma işbirliğinin derinleştirilmesi ve siyasi diyaloğun yeniden canlandırılması gibi adımların önemine dikkat çekti.

Bağış, bu sürecin yalnızca Türkiye- AB ilişkilerini güçlendirmeyeceğini, aynı zamanda Avrupa’nın küresel ölçekte daha dirençli ve etkin bir aktör olmasına da katkı sağlayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

AB bugün rekabet, belirsizlik ve değişen güç dengeleriyle şekillenen daha zorlu bir uluslararası ortamla karşı karşıyadır. Bu koşullarda ortaklıklar artık isteğe bağlı değil, stratejik bir zorunluluktur.”

Türkiye’nin stratejik özerklik kapasitesiyle hareket eden önemli bir aktör olduğunu vurgulayan Bağış, Ankara’nın zorlu dönemlerde dahi Avrupa ile temasını sürdürdüğünü ifade etti. Türkiye’nin AB üyelik sürecindeki gelişmelerden bağımsız olarak Avrupa güvenliği, enerji arzı ve bölgesel istikrar açısından vazgeçilmez bir aktör olmaya devam edeceğini belirten Bağış, Avrupa’nın Türkiye ile yakın işbirliğinden önemli ölçüde fayda sağladığının artık daha net görüldüğünü kaydetti.

Bağış, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Buradaki mesele bir bağımlılık değil, karşılıklı stratejik çıkar meselesidir. Asıl soru Türkiye’nin Avrupa için önemini koruyup korumayacağı değil, Avrupa’nın bu ortaklıktan tam anlamıyla yararlanmayı tercih edip etmeyeceğidir. Avrupa Birliği, barış ve istikrarın taşıyıcı gücü olma rolünü sürdürmek istiyorsa, bu vizyona katkı sunabilecek ortaklarla daha güçlü işbirliği geliştirmelidir. Türkiye de bu ortakların başında gelmektedir.”

 

            EDİTÖR: Samet Burak AŞCI 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.