Keser, “Dijital Dayatmayı Kabul Etmiyoruz”
Keser, “Dijital Dayatmayı Kabul Etmiyoruz”
Teknolojik ürünlerde ön yüklü dijital platform uygulamalarına tepki: “Tüketicinin tercih hakkı fiilen ortadan kaldırılıyor.”
Son yıllarda dijital ve sanal platformların yalnızca televizyon ekranlarında değil, cihazların kumandalarına kadar entegre edilerek tüketiciye sunulması eleştiri konusu oldu. Satın alınan televizyonlarda, teknolojik ürünlerde ve hatta yerli üretim mallarda dahi bazı dijital platformların önceden yüklü şekilde sunulmasının, tüketiciye tercih hakkı tanımadığı belirtiliyor.
Tüketici Birliği Federasyonu Yürütme Kurulu Üyesi Ömer Keser Konuya ilişkin yapılan açıklamada, bu uygulamaların açık bir dayatma niteliği taşıdığı vurgulayarak, televizyonların ve teknolojik cihazların belirli sanal platformlara bağımlı hâle getirildiği ifade etti. Bu durumun, tüketicinin seçme ve tercih özgürlüğünü zedeleyen ciddi bir hak ihlali olduğu ifade etti.

“İçerik Denetimi Yetersiz”
Keser, açıklamasında, dijital platformların en önemli sorunlarından birinin içerik denetimsizliği olduğuna dikkat çekti. Özellikle çocuklar açısından risk oluşturan yayınlara işaret edilerek, şiddeti, suçu ve ahlaki yozlaşmayı normalleştiren içeriklerin toplum üzerinde olumsuz etkiler doğurduğu ifade etti.
Kontrolsüz yayınların; suç davranışlarını olağanlaştırdığı, madde bağımlılığına zemin hazırladığı, çeteleşme ve şiddet eğilimlerini artırdığı ve toplumsal değerleri aşındırdığı belirtildi.
“Bu Artık Toplumsal Bir Zorunluluk”
Açıklamada, kontrolsüz ve sınırsız dijital kullanımın önüne geçilmesinin bir tercih değil, toplumsal bir zorunluluk hâline geldiği vurgulandı.
Yerli üretim ürünlerde dahi “akıllı teknoloji” adı altında tüketicinin sistematik biçimde yabancı dijital platformlara yönlendirildiği belirtilirken, bu platformların Türkiye’de ciddi ekonomik ve kültürel kazanç elde ettiği; buna karşın tüketicinin pasif bir kullanıcı konumuna itildiği ifade edildi.
Kamu Kurumlarına Çağrı
Keser, yaşanan sürecin bireysel bir mesele olmanın ötesinde toplumsal ve kültürel bir güvenlik sorunu hâline geldiği savunularak, başta Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ticaret Bakanlığı ve Reklam Kurulu olmak üzere ilgili kurumlar göreve davet etti.
Tüketicinin manipülasyonunun engellenmesi, seçme hakkının fiilen ortadan kaldırılmasına son verilmesi, haksız rekabetin önlenmesi ve özellikle çocuklar ile gençleri olumsuz etkileyen içeriklere karşı etkili denetim mekanizmalarının kurulması yönünde caydırıcı ve kararlı adımlar atılması gerektiği ifade edildi.

“Teknolojiye Değil, Kontrolsüzlüğe Karşıyız”
Açıklamada, teknolojik gelişmelere karşı olunmadığı özellikle vurgulanarak, “ Teknoloji insanı, aileyi ve toplumu göz ardı ederek ilerlememelidir. Dijital platformlar denetim altına alınmalı, tüketicinin tercih hakkı iade edilmeli ve çocuklar etkin biçimde korunmalıdır. Aksi hâlde telafisi güç toplumsal sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz.” denildi.

