Maduro operasyonunda kullanıldığı iddia edilen "gizli silah" tartışması sürüyor
Maduro operasyonunda kullanıldığı iddia edilen "gizli silah" tartışması sürüyor
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela operasyonunda "discombobulator" adlı yeni ve gizli bir sistem kullanıldığını öne sürdü. Uzmanlar ise operasyonun başarısının tek bir "süper silah"tan değil, yoğun ateş gücü ve hava üstünlüğünden kaynaklanmış olabileceğini değerlendiriyor.
Rusya'da yayımlanan Vzglyad gazetesinde yer alan analizde, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu Karakas'taki Fuerte Tiuna askeri üssünden kaçırdığı operasyonda hangi "gizli silahın" kullanıldığı sorusu ele alındı.
Askerî Uzman Aleksandr Timohin imzalı yazıda, tartışmanın Donald Trump'ın açıklamaları sonrası başladığı belirtildi. Trump, önce NewsNation'a verdiği röportajda operasyonda "ABD'nin daha önce kullanılmamış askerî teknolojiler" kullandığını söylemiş, daha sonra New York Post'a yaptığı açıklamada "discombobulator" adını verdiği yeni bir sistemin önemli rol oynadığını iddia etmişti.
Trump, bu sistemin karşı tarafın ekipmanlarını devre dışı bıraktığını savunarak, "Rus ve Çin yapımı roketleri vardı ama hiçbiri fırlatılamadı. Düğmelere bastılar ama hiçbir şey çalışmadı" ifadelerini kullanmıştı. Ancak bu iddiaların teknik ayrıntılarına ilişkin resmî bir doğrulama bulunmuyor.
Rus uzmandan şüphe
Timohin'e göre söz konusu "gizli karıştırma silahı" anlatısı abartılı olabilir. Yazıda, Venezuela hava savunmasının etkisiz kalmasının asıl nedeninin eğitim ve disiplin eksikliği ile ABD'nin hava üstünlüğü olabileceği savunuldu.
Sahadan aktarılan bazı iddialarda ise ABD güçlerinin "çok güçlü bir ses dalgası" oluşturan bir sistem kullandığı, bunun askerlerde şiddetli baş ağrısı, burun kanaması ve kusmaya yol açtığı öne sürüldü. Bazı cesetlerde iç organ hasarı görüldüğü de iddialar arasında.
ABD'li askerî bloglarda uzun menzilli akustik sistemler (LRAD) veya Active Denial System (ADS-Aktif Engelleme Sistemi) gibi mikrodalga temelli sistemler gündeme getirildi. Ancak Timohin, ADS'nin etkisinin yüzeysel ısı ve ağrı ile sınırlı olduğunu, iç organ yırtılmasına yol açmasının bilimsel olarak beklenmediğini belirtti. Ayrıca bu tür sistemlerin büyük ve sabit tesis korumasına yönelik olduğu, geniş bir üs alanındaki yüzlerce askeri aynı anda etkilemesinin zor olduğu ifade edildi.
Asıl belirleyici ateş gücü mü?
Analizde daha güçlü ihtimal olarak yoğun ve eş zamanlı ateş gücü gösterildi. ABD helikopterlerinin iniş sırasında yoğun roket ve makineli tüfek ateşiyle destek verdiği; özellikle Hydra 70 roketleri ve muhtemelen AGM-114 Hellfire füzelerinin kullanıldığı değerlendirildi.
Bazı Hydra mühimmatlarının havada infilak eden harp başlıklarına sahip olduğu, bunun şarapnel ve basınç etkisini artırarak kapalı alanlarda dahi iç hasara yol açabileceği belirtildi. Ayrıca insansız hava araçlarıyla helikopter saldırılarının entegre edilmiş olabileceği, hatta termobarik (basınç etkili) harp başlığı ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiği ifade edildi.
"Süper silah" mı kombinasyon mu?
Yazının sonucunda, "gizli silahın" tek ve bilinmeyen bir teknoloji olmaktan ziyade; yoğun ateş gücü, hava üstünlüğü, helikopter-İHA koordinasyonu ve muhtemel elektronik karıştırma unsurlarının birleşimi olabileceği savunuldu.
Operasyonun ardından ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, yaklaşık 200 Amerikan özel kuvvet unsurunun Karakas'a girerek Maduro ve eşini gözaltına aldığını açıklamıştı.
Rus analizine göre olayın tüm ayrıntıları uzun süre gizli kalabilir. Ancak çıkarılan temel ders şu: Hızlı ve çok katmanlı saldırı konsepti, organize savunmayı dakikalar içinde dağıtarak direnci etkisiz hale getirebiliyor.
Trump'ın "discombobulator" iddiası ise teknik çevrelerde hâlâ tartışmalı ve doğrulanmamış bir söylem olarak değerlendiriliyor. (İLKHA)

