Sevgili Dostlar,
Takvimler 2026’yı gösterirken, geride bıraktığımız 2025 yılını sadece rakamlarla değil, yapılan stratejik hataların faturasıyla hatırlıyoruz. Ekonomi yönetiminin "ben ekonomistim" diyerek başlattığı düşük faiz inadının ve bu inadın doğurduğu "Kur Korumalı Mevduat" (KKM) canavarının halkın üzerine nasıl bir karabasan gibi çöktüğünü analiz etme vakti geldi.
Şunu baştan belirteyim: Bu bir yatırım tavsiyesi değil, akademik bir finansal okumadır.
Pansumandan Kangrene: KKM’nin Gerçek Yüzü
Hatırlayın; 20 Aralık 2021’de KKM ilan edildiğinde "akut" yükselişi durdurmak, liralaşmayı sağlamak gibi kulağa hoş gelen hedefler vardı. Evet, o gece kurda bir düşüş yaşandı ancak bu sadece geçici bir pansumandı. KKM öncesinde bankalardaki döviz mevduat oranı %60 seviyelerindeydi. Sistem devreye girdikten sonra bu oran kağıt üzerinde düşse de, aslında ekonomimiz "örtülü dolarizasyon" ile %72 oranında dolara endeksli hale geldi.
Ekonomiyi yönetenlerin Kendi elleriyle yarattığı bu krizin bedelini, maliyet enflasyonu olarak iliklerimize kadar hissettik. Hükümetin kendi hatasını vatandaşa yüklediği o karanlık tünelin sonuna geldik: 2025 özeti tam olarak budur.
Tasarruf Kimin İçin, Sefalet Kimin İçin?
2023 Haziran’ındaki "rasyonel politikalara dönüş" sonrası kamuda tasarruf paketleri açıklandı. Araç alımları durdu, binalar sınırlandırıldı... Peki, bütçe gerçekten rahatladı mı? Hayır. Çünkü bütçenin üzerinde iki devasa yük vardı: Deprem maliyetleri ve Merkez Bankası’nın KKM sahiplerine ödediği astronomik kur farkları.
Merkez Bankası 800 milyar TL’nin üzerinde zarar açıklarken, bu aslında piyasaya karşılıksız para sürmek demekti. Bu, halkın cebindeki paranın değerini çalan "gizli bir vergi"den başka bir şey değildi. Hükümet harcamaları kısmak yerine, faizleri %50’ye çekerek vatandaşın harcama kapasitesini kesti. Kredi kartı borcuyla dönen halk, faiz sarmalının içinde ezildi.
Dev Bir Servet Transferi: 3 Milyon zengin için 80 Milyonun geliri transfer oldu.
2025 yılında mevcut hükümet, geçmişteki hatalarının faturasını vatandaşa ödeterek aslında kendi perspektifinden "başarılı" oldu. Bu süreçte sadece iki kesim ihya edildi:
Yandaş Müteahhitler: Tasarruf tedbirleri halka yansırken, merkezi hükümetten iş alan dev müteahhitlerin projelerinde hiçbir kesintiye gidilmedi. Milletimiz kendi sofrasından kısıp bu çarkları besledi.
Milyoner Mudiler: Bankada 1 milyon TL ve üzeri parası olan yaklaşık 2,7 milyon kişinin faiz yükü, dolaylı yollarla vergi veren halkın sırtına bindi.
Sonuç şudur: 2025 yılında ekonomi yönetimi, yandaşları ve sermaye sahiplerinden oluşan toplam 3 milyon kişiye hizmet etmiştir. Kalan 80 milyonun geliri, sistemli bir şekilde bu azınlık gruba transfer edilmiştir. Gelir dağılımındaki adalet öylesine bozulmuştur ki; en zengin %3’lük kesim, milli gelirin %60’ına sahip hale gelmiştir.
Hükümet, ekonomiye verdiği zararları emeklinin, işçinin ve dar gelirlinin alım gücünü tırpanlayarak telafi etmiştir. 2025, bir avuç insanın zenginleştiği, milyonların borçlandığı bir yıl olarak tarihe geçmiştir.
Bu acı tabloyu iyi anlamanız dileğiyle... Yazımın ikinci bölümünde, bu yıkımın sosyal maliyetlerini ve çıkış yollarını hafta içi sizlerle paylaşacağım.
Esen kalın.
2025’in Anatomisi: 3 Milyon Kişi İçin Çalışan Ekonomi, 80 Milyonun Sırtındaki Küfe
Sevgili Dostlar,
Takvimler 2026’yı gösterirken, geride bıraktığımız 2025 yılını sadece rakamlarla değil, yapılan stratejik hataların faturasıyla hatırlıyoruz. Ekonomi yönetiminin "ben ekonomistim" diyerek başlattığı düşük faiz inadının ve bu inadın doğurduğu "Kur Korumalı Mevduat" (KKM) canavarının halkın üzerine nasıl bir karabasan gibi çöktüğünü analiz etme vakti geldi.
Şunu baştan belirteyim: Bu bir yatırım tavsiyesi değil, akademik bir finansal okumadır.
Pansumandan Kangrene: KKM’nin Gerçek Yüzü
Hatırlayın; 20 Aralık 2021’de KKM ilan edildiğinde "akut" yükselişi durdurmak, liralaşmayı sağlamak gibi kulağa hoş gelen hedefler vardı. Evet, o gece kurda bir düşüş yaşandı ancak bu sadece geçici bir pansumandı. KKM öncesinde bankalardaki döviz mevduat oranı %60 seviyelerindeydi. Sistem devreye girdikten sonra bu oran kağıt üzerinde düşse de, aslında ekonomimiz "örtülü dolarizasyon" ile %72 oranında dolara endeksli hale geldi.
Ekonomiyi yönetenlerin Kendi elleriyle yarattığı bu krizin bedelini, maliyet enflasyonu olarak iliklerimize kadar hissettik. Hükümetin kendi hatasını vatandaşa yüklediği o karanlık tünelin sonuna geldik: 2025 özeti tam olarak budur.
Tasarruf Kimin İçin, Sefalet Kimin İçin?
2023 Haziran’ındaki "rasyonel politikalara dönüş" sonrası kamuda tasarruf paketleri açıklandı. Araç alımları durdu, binalar sınırlandırıldı... Peki, bütçe gerçekten rahatladı mı? Hayır. Çünkü bütçenin üzerinde iki devasa yük vardı: Deprem maliyetleri ve Merkez Bankası’nın KKM sahiplerine ödediği astronomik kur farkları.
Merkez Bankası 800 milyar TL’nin üzerinde zarar açıklarken, bu aslında piyasaya karşılıksız para sürmek demekti. Bu, halkın cebindeki paranın değerini çalan "gizli bir vergi"den başka bir şey değildi. Hükümet harcamaları kısmak yerine, faizleri %50’ye çekerek vatandaşın harcama kapasitesini kesti. Kredi kartı borcuyla dönen halk, faiz sarmalının içinde ezildi.
Dev Bir Servet Transferi: 3 Milyon zengin için 80 Milyonun geliri transfer oldu.
2025 yılında mevcut hükümet, geçmişteki hatalarının faturasını vatandaşa ödeterek aslında kendi perspektifinden "başarılı" oldu. Bu süreçte sadece iki kesim ihya edildi:
Yandaş Müteahhitler: Tasarruf tedbirleri halka yansırken, merkezi hükümetten iş alan dev müteahhitlerin projelerinde hiçbir kesintiye gidilmedi. Milletimiz kendi sofrasından kısıp bu çarkları besledi.
Milyoner Mudiler: Bankada 1 milyon TL ve üzeri parası olan yaklaşık 2,7 milyon kişinin faiz yükü, dolaylı yollarla vergi veren halkın sırtına bindi.
Sonuç şudur: 2025 yılında ekonomi yönetimi, yandaşları ve sermaye sahiplerinden oluşan toplam 3 milyon kişiye hizmet etmiştir. Kalan 80 milyonun geliri, sistemli bir şekilde bu azınlık gruba transfer edilmiştir. Gelir dağılımındaki adalet öylesine bozulmuştur ki; en zengin %3’lük kesim, milli gelirin %60’ına sahip hale gelmiştir.
Hükümet, ekonomiye verdiği zararları emeklinin, işçinin ve dar gelirlinin alım gücünü tırpanlayarak telafi etmiştir. 2025, bir avuç insanın zenginleştiği, milyonların borçlandığı bir yıl olarak tarihe geçmiştir.
Bu acı tabloyu iyi anlamanız dileğiyle... Yazımın ikinci bölümünde, bu yıkımın sosyal maliyetlerini ve çıkış yollarını hafta içi sizlerle paylaşacağım.
Esen kalın.
Ekleme
Tarihi: 28 Aralık 2025 -Pazar
2025’in Anatomisi: 3 Milyon Kişi İçin Çalışan Ekonomi, 80 Milyonun Sırtındaki Küfe
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.