Prof. Dr. Ömer Adil Atasoy İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Ömer Adil Atasoy İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi
 

ORTA VADELİ PROGRAM VE ENFLASYONUN DÜŞÜŞ TRENTİNDE KİRA ARTIŞ ORANLARI NASIL BELİRLENMELİ?

 Orta Vadeli Planda, enflasyonun önümüzdeki yıllarda kademeli olarak düşüş gerçekleştireceği;  kademeli olarak 2026 yılı için %30'un altına ineceği, 2027 yılı için  ise tek haneli rakamlara ulaşılacağı açıklanmış bulunmaktadır. Şimdki halde, yıllık resmi kira artış oranları  geçmiş dönem ve yıllara ait yüksek enflasyon şartlarında ortaya çıkmış 12 aylık TÜFE + ÜFE ortalaması esas alınarak hesaplanmaktadır. Bu durum  bize hiç adil ve hakkaniyetli görünmemektedir. Kira artış oranlarındaki geçmişe ait yüksek enflasyon oranları dikkate alınarak yapılan hesaplamalar özellikle dar gelirli vatandaşlar bakımından günlük hayatı zorluyor.  Farlı tüketim harcamaları için farklı oranlarda bedel ödenmesinin yarattığı  geçim sıkıntısı ve memnuniyetsizlik toplumsal barışı  olumsuz yönde etkiliyor.  Kira ödemeleri ile diğer ihtiyaç kalemlerinde enflasyondaki düşüş nedeniyle ortaya çıkan fark ve  açılan makas toplumsal hafızaya olumsuz olarak etki ediyor. Yüksek enflasyonla mücadelede, kira bedeli gibi önemli  bir harcama kaleminin reel enflasyon oranı dikkate alınarak tespit edilmesi, enflasyonun aile bütçesine etkisi ve vatandaş memnuniyeti bakımından önemlidir. Geçmiş aylar ve yıllarda meydana gelmiş, şimdiki duruma göre yüksek seyreden enflasyon tablosunun ortaya çıkardığı rakamlar dikkate alınarak gelecek yıllar için yıllık kira bedeli tespit edilmesi açık bir adaletsizlik ve haksızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Enflasyonun yüksek olduğu zamanları  örnek ve esas alan, reel  ekonomik  şartlara  uymayan  böylesi adaletsiz uygulamada israr edilmemesi bir hukuk ve adalet ilkesidir. Bu haksız ve yanlış uygulamaya devam edilmesi işleyen ekonominin ve hayat pahalılığının topuğuna sıkılan bir kurşun gibi kiracı ve ev sahibi ilişkilerini  olumsuz  etkilemeye devam etme eyilimi taşımaktadır. Açık olarak görülen, gelecek yıllar için yapılacak  hesaplamada, eski yıl ve aylara ait  olağanüstü ekonomik ve sosyal şartların yarattığı  enflasyon rakamlarının dikkate alınması, ekonomik göstergelerin iyileşme belirtilerinin açık olarak görüldüğü; gerekli tedbirler alınarak ve muhtemel riskler hesaplanarak ilan  edilen programa uygun olmamasından kaynaklanan adaletsizlik ve çarpıklıktır diyebiliriz. Bu çarpıklığın giderilmesine, uygun kira artış oranlarının belirlenmesinde Orta Vadeli Programda gösterilen ve açıklanan enflasyonun iniş trendine uygun, güncel hayattaki gerçek ekonomik etkiler dikkate alınarak yeni bir usul ve kural belirlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Kira artış oranlarının geleceğe yönelik belirlenmesinde nasıl bir hukuki tedbir ve yöntem uygulanabilir? Bize göre, kira artış oranlarının gerçekleşen aylık  enflasyon oranı üzerinden kısa dönemli; mesela üçer aylık dönemler itibariyle belirlenmesi yoluna gidilmesinin  uygun olacağını düşünmekteyiz. Ülkemizde enflasyonla mücadele konusunda geçmiş yıllarda, enflasyonun gerçekleşme seviyesine uygun olarak kısa dönemli faiz oranları uygulanmasına gidildiğini ve başarılı olunduğunu  biliyoruz. Bu konuda Sayın Adalet Bakanımızın katkılarıyla geçici bir Kanuni düzenlemenin yapılması gerekebilir. Kanuni düzenlemenin toplumsal beklentiye uygun olarak öncelikli ve acil işler arasına alınmak suretiyle çabuklaştırılması da mümkündür.  Bu hesaplama şeklinden Türk  Borçlar Kanunu'ndaki kira akti hükümlerine göre yapılan özel düzenlemeler ile beş ila on yıllık kira sürelerinin dolması haline ilişkin özel düzenlemeler istisna tutulmalıdır. Bu düzenleme, karar verildiğini ve uygulama safhasına geçildiğini  memnuniyetle en yetkili ağızlardan kamuoyuna  duyurulan ve her ilimiz için ayrı ayrı  planlanan "Kiralık Sosyal  Konut Projeleri" tamamlanıp, ihtiyaç sahiplerinin istifadesine sunulacağı zamana kadar gerçekleştirilmesi gereken önemli bir sosyal tedbir olarak düşünülmelidir. Bu safhada Türkiye Büyük Millet Meclisine  düşen görev, toplumsal  ve ekonomik barışı önemli derecede etkileyen bu  yanlış ve adil olmayan hesaplamaya son verecek düzenlemeyi kısa zamanda hayata geçirmek olmalıdır. Sonuç olarak temennimiz, uygulamada geçmiş yıl ve  aylardaki yüksek enflasyon oranları  dikkate alınarak  bir sonraki kira yılı için güncel ekonomik veriler ve enflasyon oranları dikkate alınmadan yapılan kira artış oranı belirlenmesine  son verilmesi ve enflasyondaki reel düşüşleri dikkate alan yeni bir kira tespit rejiminin oluşturulmasıdır.   Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY Hukukçu Akademisyen
Ekleme Tarihi: 04 Şubat 2026 -Çarşamba
Prof. Dr. Ömer Adil Atasoy İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi

ORTA VADELİ PROGRAM VE ENFLASYONUN DÜŞÜŞ TRENTİNDE KİRA ARTIŞ ORANLARI NASIL BELİRLENMELİ?

 Orta Vadeli Planda, enflasyonun önümüzdeki yıllarda kademeli olarak düşüş gerçekleştireceği;  kademeli olarak 2026 yılı için %30'un altına ineceği, 2027 yılı için  ise tek haneli rakamlara ulaşılacağı açıklanmış bulunmaktadır.

Şimdki halde, yıllık resmi kira artış oranları  geçmiş dönem ve yıllara ait yüksek enflasyon şartlarında ortaya çıkmış 12 aylık TÜFE + ÜFE ortalaması esas alınarak hesaplanmaktadır. Bu durum  bize hiç adil ve hakkaniyetli görünmemektedir.

Kira artış oranlarındaki geçmişe ait yüksek enflasyon oranları dikkate alınarak yapılan hesaplamalar özellikle dar gelirli vatandaşlar bakımından günlük hayatı zorluyor.  Farlı tüketim harcamaları için farklı oranlarda bedel ödenmesinin yarattığı  geçim sıkıntısı ve memnuniyetsizlik toplumsal barışı  olumsuz yönde etkiliyor.  Kira ödemeleri ile diğer ihtiyaç kalemlerinde enflasyondaki düşüş nedeniyle ortaya çıkan fark ve  açılan makas toplumsal hafızaya olumsuz olarak etki ediyor.

Yüksek enflasyonla mücadelede, kira bedeli gibi önemli  bir harcama kaleminin reel enflasyon oranı dikkate alınarak tespit edilmesi, enflasyonun aile bütçesine etkisi ve vatandaş memnuniyeti bakımından önemlidir.

Geçmiş aylar ve yıllarda meydana gelmiş, şimdiki duruma göre yüksek seyreden enflasyon tablosunun ortaya çıkardığı rakamlar dikkate alınarak gelecek yıllar için yıllık kira bedeli tespit edilmesi açık bir adaletsizlik ve haksızlık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Enflasyonun yüksek olduğu zamanları  örnek ve esas alan, reel  ekonomik  şartlara  uymayan  böylesi adaletsiz uygulamada israr edilmemesi bir hukuk ve adalet ilkesidir. Bu haksız ve yanlış uygulamaya devam edilmesi işleyen ekonominin ve hayat pahalılığının topuğuna sıkılan bir kurşun gibi kiracı ve ev sahibi ilişkilerini  olumsuz  etkilemeye devam etme eyilimi taşımaktadır.

Açık olarak görülen, gelecek yıllar için yapılacak  hesaplamada, eski yıl ve aylara ait  olağanüstü ekonomik ve sosyal şartların yarattığı  enflasyon rakamlarının dikkate alınması, ekonomik göstergelerin iyileşme belirtilerinin açık olarak görüldüğü; gerekli tedbirler alınarak ve muhtemel riskler hesaplanarak ilan  edilen programa uygun olmamasından kaynaklanan adaletsizlik ve çarpıklıktır diyebiliriz.

Bu çarpıklığın giderilmesine, uygun kira artış oranlarının belirlenmesinde Orta Vadeli Programda gösterilen ve açıklanan enflasyonun iniş trendine uygun, güncel hayattaki gerçek ekonomik etkiler dikkate alınarak yeni bir usul ve kural belirlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Kira artış oranlarının geleceğe yönelik belirlenmesinde nasıl bir hukuki tedbir ve yöntem uygulanabilir?

Bize göre, kira artış oranlarının gerçekleşen aylık  enflasyon oranı üzerinden kısa dönemli; mesela üçer aylık dönemler itibariyle belirlenmesi yoluna gidilmesinin  uygun olacağını düşünmekteyiz. Ülkemizde enflasyonla mücadele konusunda geçmiş yıllarda, enflasyonun gerçekleşme seviyesine uygun olarak kısa dönemli faiz oranları uygulanmasına gidildiğini ve başarılı olunduğunu  biliyoruz.

Bu konuda Sayın Adalet Bakanımızın katkılarıyla geçici bir Kanuni düzenlemenin yapılması gerekebilir. Kanuni düzenlemenin toplumsal beklentiye uygun olarak öncelikli ve acil işler arasına alınmak suretiyle çabuklaştırılması da mümkündür.  Bu hesaplama şeklinden Türk  Borçlar Kanunu'ndaki kira akti hükümlerine göre yapılan özel düzenlemeler ile beş ila on yıllık kira sürelerinin dolması haline ilişkin özel düzenlemeler istisna tutulmalıdır.

Bu düzenleme, karar verildiğini ve uygulama safhasına geçildiğini  memnuniyetle en yetkili ağızlardan kamuoyuna  duyurulan ve her ilimiz için ayrı ayrı  planlanan "Kiralık Sosyal  Konut Projeleri" tamamlanıp, ihtiyaç sahiplerinin istifadesine sunulacağı zamana kadar gerçekleştirilmesi gereken önemli bir sosyal tedbir olarak düşünülmelidir.

Bu safhada Türkiye Büyük Millet Meclisine  düşen görev, toplumsal  ve ekonomik barışı önemli derecede etkileyen bu  yanlış ve adil olmayan hesaplamaya son verecek düzenlemeyi kısa zamanda hayata geçirmek olmalıdır.

Sonuç olarak temennimiz, uygulamada geçmiş yıl ve  aylardaki yüksek enflasyon oranları  dikkate alınarak  bir sonraki kira yılı için güncel ekonomik veriler ve enflasyon oranları dikkate alınmadan yapılan kira artış oranı belirlenmesine  son verilmesi ve enflasyondaki reel düşüşleri dikkate alan yeni bir kira tespit rejiminin oluşturulmasıdır.

 

Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY

Hukukçu Akademisyen

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.