Uzm.Dr. Hüsem Hatipoğlu.
Köşe Yazarı
Uzm.Dr. Hüsem Hatipoğlu.
 

ALTIN VE GÜMÜŞ NEREYE KOŞUYOR?

Son bir yılda TL olarak ifade edilen nominal yıllık artışlarda gümüş yüzde 245, altın yüzde 115, TL mevduat yüzde 41, Euro yüzde 38, Amerikan Doları yüzde 22 ve Borsa İstanbul yüzde 25 artış göstermiştir.  Altın ve gümüş son bir yılda hem nominal hem de reel olarak en çok getiriyi sağlayan yatırım araçları olmuştur.  Mevduat faizi enflasyon üzerinde reel pozitif getiri vermiştir. Tahviller ve Euro enflasyon sonrasında pozitif olsa da getirileri altın, gümüş ve mevduattan daha düşük kalmıştır. Amerikan Doları ve Borsa İstanbul reel olarak 2025’de kaybettiren yatırım araçları olmuştur. Altın ve gümüş son 10 yılda Türkiye'de yatırımcı için en yüksek nominal getiriyi sağlayan araçlar oldu. Borsa İstanbul TL bazında yükselse de Dolar bazında gerileme gösterdi ve reel getiri de sınırlı kaldı. Döviz, TL karşısında değer kazanarak yatırımcısına koruma ve getiri sağladı. Mevduat faizleri dönemsel olarak reel getiri verse de uzun vadede altın ve döviz kadar yüksek performans göstermedi. Altın ve gümüş neden yükselir? Devletlerin paralarının alım güçleri düşüyorsa halklarda da param eriyor hissi oluşur; altın ve gümüşe talep artar. Kısaca enflasyon arttıkça kıymetli madenlere doğru bir eğilim oluşur. Jeopolitik gerilimler, savaşlar gümüş ve altının en fazla yükseltmesine sebep olan faktörlerdir. Faizin düştüğü dönemlerde ve faiz hassasiyetine de bağlı altın ve gümüşe talep artar. Ekonomik kriz beklentileri ve piyasalardaki panik insanları güvenli liman olarak kıymetli madenlere yönlendirir. Kıymetli madenler Dolar üzerinden fiyatlandıklarından; Dolar zayıfladığında altın ve gümüş yükselme eğiliminde olur. Özellikle altının en büyük alıcıları devletlerin merkez bankalarıdır. Merkez bankaları ve büyük yatırımcılar alım yapıyorlarsa fiyat yukarı itilir. Türkiye'de geleneksel olarak altın ve son yıllarda da gümüş büyük oranda tasarruf aracı olarak tercih edilmektedir. Enflasyon ve TL'nin değer kaybına karşı altın ve gümüşün güvenilir liman olarak görülmesi ve evlilik, doğum gibi sosyal törenlerde toplumsal alışkanlık haline gelmiş olması bu talebi arttırmaktadır. Ülkemizdeki altının miktarı 5000 – 8000 ton civarında olduğu ve parasal değerinin de yaklaşık 500 milyar Doları geçtiği hesaplanmaktadır. 2025 yılındaki ipoteksiz konut satışlarındaki rekor artışların arkasında büyük oranda halkımızın elinde bulunan altının değerinin artması yatmaktadır. Ekonomi yönetimimiz genelde atıl olarak yastık altında duran bu kıymetli madenlerin sisteme entegre edilmesinin; özellikle yatırıma yönlendirilmesinin formüllerini bulmalıdır. Altın ve gümüşün maraton koşusu, son aylardaki 100 metre koşar gibi rekorlar kırarak yükselişinin nedenleri ve gelecekte varabileceği pozisyon iyi araştırılarak ve sorgulanarak yatırıma karar verilmelidir. Not: Yukarıdaki tüm bu görüşler yatırım tavsiyesi değildir, yazarın kendi görüşleridir.
Ekleme Tarihi: 28 Ocak 2026 -Çarşamba
Uzm.Dr. Hüsem Hatipoğlu.

ALTIN VE GÜMÜŞ NEREYE KOŞUYOR?

Son bir yılda TL olarak ifade edilen nominal yıllık artışlarda gümüş yüzde 245, altın yüzde 115, TL mevduat yüzde 41, Euro yüzde 38, Amerikan Doları yüzde 22 ve Borsa İstanbul yüzde 25 artış göstermiştir.

 Altın ve gümüş son bir yılda hem nominal hem de reel olarak en çok getiriyi sağlayan yatırım araçları olmuştur.

 Mevduat faizi enflasyon üzerinde reel pozitif getiri vermiştir.

Tahviller ve Euro enflasyon sonrasında pozitif olsa da getirileri altın, gümüş ve mevduattan daha düşük kalmıştır.

Amerikan Doları ve Borsa İstanbul reel olarak 2025’de kaybettiren yatırım araçları olmuştur.

Altın ve gümüş son 10 yılda Türkiye'de yatırımcı için en yüksek nominal getiriyi sağlayan araçlar oldu.

Borsa İstanbul TL bazında yükselse de Dolar bazında gerileme gösterdi ve reel getiri de sınırlı kaldı.

Döviz, TL karşısında değer kazanarak yatırımcısına koruma ve getiri sağladı.

Mevduat faizleri dönemsel olarak reel getiri verse de uzun vadede altın ve döviz kadar yüksek performans göstermedi.

Altın ve gümüş neden yükselir?

Devletlerin paralarının alım güçleri düşüyorsa halklarda da param eriyor hissi oluşur; altın ve gümüşe talep artar. Kısaca enflasyon arttıkça kıymetli madenlere doğru bir eğilim oluşur.

Jeopolitik gerilimler, savaşlar gümüş ve altının en fazla yükseltmesine sebep olan faktörlerdir.

Faizin düştüğü dönemlerde ve faiz hassasiyetine de bağlı altın ve gümüşe talep artar.

Ekonomik kriz beklentileri ve piyasalardaki panik insanları güvenli liman olarak kıymetli madenlere yönlendirir.

Kıymetli madenler Dolar üzerinden fiyatlandıklarından; Dolar zayıfladığında altın ve gümüş yükselme eğiliminde olur.

Özellikle altının en büyük alıcıları devletlerin merkez bankalarıdır. Merkez bankaları ve büyük yatırımcılar alım yapıyorlarsa fiyat yukarı itilir.

Türkiye'de geleneksel olarak altın ve son yıllarda da gümüş büyük oranda tasarruf aracı olarak tercih edilmektedir.

Enflasyon ve TL'nin değer kaybına karşı altın ve gümüşün güvenilir liman olarak görülmesi ve evlilik, doğum gibi sosyal törenlerde toplumsal alışkanlık haline gelmiş olması bu talebi arttırmaktadır.

Ülkemizdeki altının miktarı 5000 – 8000 ton civarında olduğu ve parasal değerinin de yaklaşık 500 milyar Doları geçtiği hesaplanmaktadır.

2025 yılındaki ipoteksiz konut satışlarındaki rekor artışların arkasında büyük oranda halkımızın elinde bulunan altının değerinin artması yatmaktadır.

Ekonomi yönetimimiz genelde atıl olarak yastık altında duran bu kıymetli madenlerin sisteme entegre edilmesinin; özellikle yatırıma yönlendirilmesinin formüllerini bulmalıdır.

Altın ve gümüşün maraton koşusu, son aylardaki 100 metre koşar gibi rekorlar kırarak yükselişinin nedenleri ve gelecekte varabileceği pozisyon iyi araştırılarak ve sorgulanarak yatırıma karar verilmelidir.

Not: Yukarıdaki tüm bu görüşler yatırım tavsiyesi değildir, yazarın kendi görüşleridir.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.