Pamuk İnşaat
Pamuk İnşaat

17 Ağustos: Unutmamak, Ders Çıkarmak Gerekir

Gündem 17.08.2026 - 16:59, Güncelleme: 17.08.2026 - 16:59
 

17 Ağustos: Unutmamak, Ders Çıkarmak Gerekir

17 Ağustos 1999 Türkiye’nin hafızasına yalnızca bir tarih olarak değil, büyük bir acının, büyük bir kaybın adı olarak kazındı İLKER KARARAŞ
17 Ağustos 1999… Türkiye’nin hafızasına yalnızca bir tarih olarak değil, büyük bir acının, büyük bir kaybın ve büyük bir muhasebenin adı olarak kazındı. O gece binlerce insanımız hayatını kaybetti, binlerce aile evlatlarını, anne-babalarını, yakınlarını kaybetti. Bir millet, sabaha tarifsiz bir acıyla uyandı. Aradan geçen yıllar, acının üzerinden zaman geçmesini sağladı; ancak 17 Ağustos’un bize yüklediği sorumluluğu ortadan kaldırmadı. Bugün 17 Ağustos’u anarken yalnızca kaybettiklerimizi hatırlamak yetmez. Onların hatırasına karşı en büyük sorumluluğumuz, aynı acıların yeniden yaşanmaması için gereken dersleri çıkarmaktır. Deprem doğal bir afettir. Ancak depremin afete, afetin de büyük bir faciaya dönüşmesinde insanın aldığı veya almadığı tedbirlerin büyük bir rolü vardır. Bu nedenle meseleye artık yalnızca “deprem olduğunda ne yapacağız?” sorusuyla değil, “deprem olmadan önce ne yapmalıyız?” sorusuyla yaklaşmak zorundayız. Burada en önemli başlıklardan biri hiç şüphesiz kentsel dönüşümdür. Devletin kentsel dönüşüm konusunda verdiği destekleri, vatandaşların güvenli yapılara kavuşmasını ve riskli yapı stokunun azaltılmasını hedefleyen bir yaklaşımın parçası olarak görmek gerekir. Çünkü kentsel dönüşüm yalnızca binaların yenilenmesi değildir. Kentsel dönüşüm, insan hayatını koruma meselesidir. Bir binanın güçlendirilmesi veya yenilenmesi, bir ailenin geleceğinin korunmasıdır. Bir mahallenin güvenli hale getirilmesi, binlerce insanın hayatına dokunmaktır. Bu nedenle kentsel dönüşüm siyasi tartışmaların günlük polemiklerine sıkıştırılmayacak kadar önemli, milli bir meseledir. Elbette dönüşüm sürecinde vatandaşın mağdur edilmemesi, mülkiyet hakkının korunması, ekonomik şartların gözetilmesi ve sürecin şeffaf yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak bütün bu başlıkların üzerinde ortak bir gerçek vardır: Can güvenliği ertelenemez. 17 Ağustos bize, “Bize bir şey olmaz” anlayışının ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini gösterdi. Bugün yapılması gereken, geçmişteki hataları tekrar etmemek; bilimin, mühendisliğin, şehir planlamasının ve kamu yönetiminin gereklerini kararlılıkla yerine getirmektir. Bu noktada siyaset kurumuna, yerel yönetimlere, merkezi yönetime, meslek kuruluşlarına, sivil toplum kuruluşlarına ve vatandaşlara ayrı ayrı sorumluluk düşmektedir. Deprem meselesinde iktidar-muhalefet ayrımı yapmadan, şehirler ve siyasi görüşler üzerinden bölünmeden, ortak bir akılla hareket etmek zorundayız. Çünkü deprem siyaset sormaz. Deprem, hangi partiye oy verdiğimizi sormaz. Deprem, hangi görüşten olduğumuzu sormaz. Deprem karşısında hepimiz aynı binanın, aynı şehrin ve aynı ülkenin insanlarıyız. Öyleyse tedbir konusunda da tek yürek olabilmeliyiz. Bugün Türkiye’nin önünde yalnızca geçmişin acısını anma görevi yoktur. Aynı zamanda geleceğin Türkiye’sini daha güvenli inşa etme görevi vardır. Çocuklarımızın deprem korkusuyla değil, güvenli şehirlerde büyümesini istiyorsak; bugün cesur kararlar almak zorundayız. 17 Ağustos’un hatırasına verilebilecek en anlamlı cevap, yalnızca yıldönümlerinde mesaj yayımlamak değildir. En anlamlı cevap; riskli binaları dönüştürmek, şehirlerimizi depreme hazırlamak, bilime kulak vermek, kamu kurumları arasında koordinasyonu güçlendirmek, vatandaşın dönüşüm sürecine katılımını sağlamak ve en önemlisi, bir daha aynı ihmallerin yaşanmasına izin vermemektir. Unutmayalım: Depremi engelleyemeyiz. Ama depremin bir faciaya dönüşmesini büyük ölçüde önlemek bizim elimizdedir. 17 Ağustos’ta hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yakınlarına ve milletimize bir kez daha başsağlığı diliyorum. Onların hatırası bizim için yalnızca bir yas değil, aynı zamanda bir emanettir. O emanetin gereği de açıktır: Unutmayacağız. Ders çıkaracağız. Tedbir alacağız. Ve bir daha aynı acıları yaşamamak için hep birlikte, tek yürek olacağız. İLKER KARATAŞ Yüzyıl Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
17 Ağustos 1999 Türkiye’nin hafızasına yalnızca bir tarih olarak değil, büyük bir acının, büyük bir kaybın adı olarak kazındı İLKER KARARAŞ

17 Ağustos 1999…

Türkiye’nin hafızasına yalnızca bir tarih olarak değil, büyük bir acının, büyük bir kaybın ve büyük bir muhasebenin adı olarak kazındı. O gece binlerce insanımız hayatını kaybetti, binlerce aile evlatlarını, anne-babalarını, yakınlarını kaybetti. Bir millet, sabaha tarifsiz bir acıyla uyandı.

Aradan geçen yıllar, acının üzerinden zaman geçmesini sağladı; ancak 17 Ağustos’un bize yüklediği sorumluluğu ortadan kaldırmadı.

Bugün 17 Ağustos’u anarken yalnızca kaybettiklerimizi hatırlamak yetmez. Onların hatırasına karşı en büyük sorumluluğumuz, aynı acıların yeniden yaşanmaması için gereken dersleri çıkarmaktır.

Deprem doğal bir afettir. Ancak depremin afete, afetin de büyük bir faciaya dönüşmesinde insanın aldığı veya almadığı tedbirlerin büyük bir rolü vardır.

Bu nedenle meseleye artık yalnızca “ deprem olduğunda ne yapacağız?” sorusuyla değil, deprem olmadan önce ne yapmalıyız?” sorusuyla yaklaşmak zorundayız.

Burada en önemli başlıklardan biri hiç şüphesiz kentsel dönüşümdür.

Devletin kentsel dönüşüm konusunda verdiği destekleri, vatandaşların güvenli yapılara kavuşmasını ve riskli yapı stokunun azaltılmasını hedefleyen bir yaklaşımın parçası olarak görmek gerekir. Çünkü kentsel dönüşüm yalnızca binaların yenilenmesi değildir. Kentsel dönüşüm, insan hayatını koruma meselesidir.

Bir binanın güçlendirilmesi veya yenilenmesi, bir ailenin geleceğinin korunmasıdır.

Bir mahallenin güvenli hale getirilmesi, binlerce insanın hayatına dokunmaktır.

Bu nedenle kentsel dönüşüm siyasi tartışmaların günlük polemiklerine sıkıştırılmayacak kadar önemli, milli bir meseledir.

Elbette dönüşüm sürecinde vatandaşın mağdur edilmemesi, mülkiyet hakkının korunması, ekonomik şartların gözetilmesi ve sürecin şeffaf yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak bütün bu başlıkların üzerinde ortak bir gerçek vardır:

Can güvenliği ertelenemez.

17 Ağustos bize, “Bize bir şey olmaz” anlayışının ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini gösterdi. Bugün yapılması gereken, geçmişteki hataları tekrar etmemek; bilimin, mühendisliğin, şehir planlamasının ve kamu yönetiminin gereklerini kararlılıkla yerine getirmektir.

Bu noktada siyaset kurumuna, yerel yönetimlere, merkezi yönetime, meslek kuruluşlarına, sivil toplum kuruluşlarına ve vatandaşlara ayrı ayrı sorumluluk düşmektedir.

Deprem meselesinde iktidar-muhalefet ayrımı yapmadan, şehirler ve siyasi görüşler üzerinden bölünmeden, ortak bir akılla hareket etmek zorundayız.

Çünkü deprem siyaset sormaz.

Deprem, hangi partiye oy verdiğimizi sormaz.

Deprem, hangi görüşten olduğumuzu sormaz.

Deprem karşısında hepimiz aynı binanın, aynı şehrin ve aynı ülkenin insanlarıyız.

Öyleyse tedbir konusunda da tek yürek olabilmeliyiz.

Bugün Türkiye’nin önünde yalnızca geçmişin acısını anma görevi yoktur. Aynı zamanda geleceğin Türkiye’sini daha güvenli inşa etme görevi vardır.

Çocuklarımızın deprem korkusuyla değil, güvenli şehirlerde büyümesini istiyorsak; bugün cesur kararlar almak zorundayız.

17 Ağustos’un hatırasına verilebilecek en anlamlı cevap, yalnızca yıldönümlerinde mesaj yayımlamak değildir.

En anlamlı cevap;

riskli binaları dönüştürmek,

şehirlerimizi depreme hazırlamak,

bilime kulak vermek,

kamu kurumları arasında koordinasyonu güçlendirmek,

vatandaşın dönüşüm sürecine katılımını sağlamak

ve en önemlisi, bir daha aynı ihmallerin yaşanmasına izin vermemektir.

Unutmayalım:

Depremi engelleyemeyiz.

Ama depremin bir faciaya dönüşmesini büyük ölçüde önlemek bizim elimizdedir.

17 Ağustos’ta hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yakınlarına ve milletimize bir kez daha başsağlığı diliyorum.

Onların hatırası bizim için yalnızca bir yas değil, aynı zamanda bir emanettir.

O emanetin gereği de açıktır:

Unutmayacağız.

Ders çıkaracağız.

Tedbir alacağız.

Ve bir daha aynı acıları yaşamamak için hep birlikte, tek yürek olacağız.

İLKER KARATAŞ
Yüzyıl Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.