ABD ve İsrail Müzakere Masasında, Savaş Yakın mı ?
ABD ve İsrail Müzakere Masasında, Savaş Yakın mı ?
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından başlayan 60 günlük müzakere süreci, Hürmüz Boğazı’ndaki yeni gerilimlerle gölgelendi
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından başlayan 60 günlük müzakere süreci, Hürmüz Boğazı’ndaki yeni gerilimlerle gölgelendi.
17 Ağustos 2026 | Dünya
ABD ve İsrail ile İran arasında yürütülen müzakere süreci, Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan yeni gerilimlerin gölgesinde ilerliyor. İran yönetimi, boğazın yeniden açılmasının karşılıklı yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlı olduğunu belirtirken, ABD yönetimi bölgede tansiyonu düşürmek ve enerji geçişlerinin yeniden güvence altına alınması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.
Ancak ABD merkezli Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yayımlanan bir haber, Tahran yönetiminin müzakerelere güvenmek yerine olası uzun süreli bir çatışmaya hazırlık yaptığı yönündeki istihbarat iddialarını gündeme taşıdı.
WSJ: Tahran’da farklı bir savaş senaryosu hazırlanıyor
Gazetenin İranlı ve Arap kaynaklara dayandırdığı iddialara göre, İran’daki sertlik yanlısı bazı çevreler, devam eden müzakere sürecini kalıcı bir çözüm olarak görmüyor.
Söz konusu çevrelerin, ABD ve İsrail’in müzakere sürecini ekonomik baskıyı hafifletmek ve daha kapsamlı bir saldırı için zaman kazanmak amacıyla kullanabileceğini değerlendirdiği öne sürülüyor.
WSJ’nin aktardığı iddialara göre Tahran yönetimi, müzakerelerin sürdüğü dönemi aynı zamanda askeri kapasitesini güçlendirmek ve olası daha geniş kapsamlı bir çatışmaya hazırlanmak için kullanıyor.
İran-Irak Savaşı deneyimi olan isimler kritik görevlere getiriliyor
Haberde yer alan istihbarat değerlendirmelerinde, İran’ın askeri ve istihbari yapılanmasında önemli değişiklikler yaptığı ileri sürülüyor.
Bu kapsamda İran Devrim Muhafızları’nın düzenli ordu üzerindeki etkisinin artırıldığı, İran-Irak Savaşı döneminde görev yapmış veya geçmişte iç güvenlik operasyonlarında bulunmuş deneyimli isimlerin kritik noktalara getirildiği iddia ediliyor.
Bunun yanı sıra ülke içerisindeki karşı istihbarat faaliyetlerinin genişletildiği, füze ve insansız hava aracı üretiminin hızlandırıldığı öne sürülüyor.
Hürmüz’den Kızıldeniz’e uzanan risk
İran’ın olası stratejisinin yalnızca Hürmüz Boğazı ile sınırlı kalmayabileceği de haberin dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor.
WSJ’nin aktardığı değerlendirmelere göre Tahran’ın, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü güçlendirmeye yönelik adımlarının yanı sıra bölgedeki müttefik unsurlar üzerinden çatışma alanını genişletme ihtimali üzerinde duruluyor.
Bu kapsamda Irak ve Yemen’deki İran bağlantılı silahlı grupların yanı sıra Kızıldeniz hattındaki gelişmelerin de stratejinin bir parçası olabileceği değerlendiriliyor.
Arap istihbaratından “eksen kayması” değerlendirmesi
Haberde aktarılan Arap istihbarat değerlendirmelerinde ise İran ile Yemen ve Irak’taki müttefik silahlı gruplar arasındaki iletişim trafiğinin yakından takip edildiği belirtiliyor.
Bu değerlendirmelere göre Tahran’ın bölgesel stratejisinde bir değişim yaşanıyor. İddialara göre İran’daki sertlik yanlısı çevreler, yalnızca savunma pozisyonunda kalmak yerine ABD ve bölgedeki müttefiklerine yönelik maliyetleri artırabilecek saldırı seçeneklerini daha fazla gündeme getiriyor.
Bu durum başta Körfez ülkeleri olmak üzere bölgedeki birçok ülke açısından yeni bir güvenlik endişesi oluşturuyor.
Hürmüz Boğazı kritik eşik
Dünyanın en önemli enerji geçiş güzergâhlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek yeni bir gerilim, yalnızca bölge ülkelerini değil küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip.
Bu nedenle ABD- İran müzakerelerinin geleceği, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve İran’ın bölgesel müttefikleri üzerinden izleyebileceği olası strateji, önümüzdeki dönemde uluslararası gündemin en kritik başlıklarından biri olmaya devam edecek.
Wall Street Journal’ın haberinde yer alan değerlendirmeler, kaynaklara dayalı istihbarat iddiaları niteliğinde olup, İran yönetiminin bu iddialara ilişkin tutumu ve müzakerelerin seyri bölgedeki gelişmeler açısından belirleyici olacak.



