Küllerinden Doğan Bir Kadın: Elif Engin’in Anka Kuşu Misali Mücadelesi
Küllerinden Doğan Bir Kadın: Elif Engin’in Anka Kuşu Misali Mücadelesi
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, hayatın zorluklarına rağmen ayakta kalmayı başaran kadınların hikâyelerini de görünür kılıyor. Meme kanseriyle iki kez mücadele eden 47 yaşındaki dikiş hocası Elif Engin’in yaşam öyküsü, adeta küllerinden yeniden doğan Anka kuşunu hatırlatıyor.
TEKİRDAĞ – Evli ve 21 yaşında üniversite öğrencisi bir oğul annesi olan Engin, 2011 yılından bu yana meme kanseriyle mücadele ediyor. Hastalığı ilk olarak annesinin rahatsızlığı sonrasında kendi kontrolleri sırasında fark ettiğini anlatan Engin, teşhis sonrası ameliyat ve uzun bir tedavi sürecinden geçti.

İlk tedavisinin ardından “kurtuldum” diyerek hayatına dönmeye hazırlandığı dönemde hastalığın yeniden nüksettiğini söyleyen Engin, bu sürecin ameliyatlar ve yeni tedavilerle devam ettiğini belirtti. Zorlu geçen tedavilerin ardından yeniden çok sevdiği mesleğine döndüğünü ifade eden Engin, dikiş öğretmenliğini büyük bir tutkuyla yaptığını dile getirdi.

Hastalığı ilk duyduğunda “Neden ben?” sorusunu sorduğunu anlatan Engin, o an yaşadığı duygusal çöküşün en çok oğlunu düşündürdüğünü söyledi. O dönemde oğlunun henüz ilkokula yeni başladığını belirten Engin, çocuğunun büyüdüğünü göremeyeceği korkusunu yaşadığını dile getirdi.
Hastalık sürecinde zaman zaman kendisini de suçladığını ifade eden Engin, geçmişte sağlığına yeterince dikkat etmediğini düşündüğünü ve uzun süre sigara kullanmasının da bu düşünceleri tetiklediğini söyledi.
Kanserle mücadele sürecinin hayatında birçok şeyi değiştirdiğini belirten Engin, hastalık sonrası yaşamına farklı bir bakış açısıyla devam ettiğini ifade etti. Hayat kalitesini yükseltmeye çalıştığını söyleyen Engin, kendisini üzen insanlardan ve olumsuzluklardan uzak durduğunu, sevdiği işi yapmaya ve sevdiği yerlere gitmeye öncelik verdiğini belirtti.

Hastalığın insanın çevresini de değiştirdiğini söyleyen Engin, bu süreçte bazı insanların uzaklaştığını, bazı insanların ise beklediğinden çok daha yakın olduğunu ifade etti. Özellikle komşularının ve arkadaşlarının desteğini güçlü şekilde hissettiğini belirten Engin, en büyük desteği ise eşinden gördüğünü söyledi.
Eşinin tedavi sürecinin her anında yanında olduğunu anlatan Engin, bu sürecin eşler arasındaki bağı daha da güçlendirdiğini ifade etti.

Tedavi sürecinde iki kez kemoterapi gördüğünü belirten Engin, ilk tedavide dört, ikinci tedavide ise on iki kür kemoterapi aldığını söyledi. Kemoterapinin yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da zorlayıcı bir süreç olduğunu vurgulayan Engin, özellikle saçlarını kaybetmenin kendisini en çok üzen ve yoran dönem olduğunu dile getirdi.
Genç yaşta annesini kaybetmenin de hayatındaki en büyük boşluklardan biri olduğunu ifade eden Engin, “Belki annemi kaybetmeseydim birçok şey farklı olabilirdi” sözleriyle duygularını paylaştı.
Bir anne olarak hastalık sürecinin en zor taraflarından birinin oğluna yeterince zaman ayıramamak olduğunu söyleyen Engin, oğlunu okula bırakıp İstanbul’a radyoterapi için gittiği günleri unutamadığını belirtti. Oğlunun çocukluğunun büyük kısmının annesinin hastalık süreciyle geçtiğini ifade eden Engin, buna rağmen oğlunun sabırlı ve anlayışlı bir çocuk olduğunu söyledi.
Kanserle mücadelede moralin çok önemli olduğunu vurgulayan Engin, “Moralinizi düşürdüğünüzde her şey bitiyor” diyerek hastalar için psikolojik desteğin önemine dikkat çekti.
Bu zorlu süreçte kendisine güç veren en büyük motivasyonun oğlu olduğunu belirten Engin, en büyük hayalinin oğlunun büyüdüğünü, iş sahibi olduğunu ve mutlu bir hayat kurduğunu görmek olduğunu söyledi.

Mesleğinin de kendisine yeniden güç verdiğini anlatan Engin, dikiş öğretmenliğini büyük bir aşkla yaptığını ifade etti. İşinin başına geçtiğinde adeta yeniden enerji bulduğunu söyleyen Engin, “Buraya geldiğimde sanki sihirli bir değnek değmiş gibi oluyor. Yorulmadan çalışabiliyorum. Çünkü işimi gerçekten çok seviyorum” dedi.
Elif Engin’in hikâyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, zorluklara rağmen yeniden ayağa kalkabilen kadınların gücünü ve yaşam mücadelesini bir kez daha ortaya koyuyor. Küllerinden yeniden doğan bir Anka kuşu gibi, Engin de hayatın en zor sınavlarından geçerek yoluna devam ediyor.
HABER :TUNA ŞERBETÇİ


