Veto hakkı erteleniyor: AB’den yeni üyelere siyasi kısıtlama formülü
Veto hakkı erteleniyor: AB’den yeni üyelere siyasi kısıtlama formülü
Avrupa Birliği’nin, genişleme sürecinde yeni üye olacak ülkelere yıllarca veto hakkı tanımamayı değerlendirdiği ortaya çıktı.
Plan, AB’nin 2030’a kadar yeni üyeleri kabul etme hedefi doğrultusunda, özellikle siyasi olarak tartışmalı kararların önünü açmayı amaçlıyor.
Avrupa Komisyonu içinde ele alınan düzenlemeye göre Moldova ve Batı Balkan ülkeleri gibi aday ülkeler, birliğe katıldıktan sonra uzun bir süre dış politika ve vergi gibi kritik alanlarda oy birliği gerektiren kararlarda veto hakkına sahip olmayacak.
Bu yaklaşım, özellikle 2028’e kadar AB’nin 28. üyesi olmayı hedefleyen Karadağ dosyasında öne çıkıyor. 624 bin nüfuslu ülke için hazırlanan katılım sürecinde teknik müzakereler hızlanırken, Brüksel’in yeni üyeleri "tam yetkili üye" yerine "kısıtlı yetkili üye" statüsüne yönlendirdiği eleştirileri güçleniyor.
AB kaynakları, bu adımın özellikle Macaristan örneğinde yaşanan krizlerden sonra gündeme geldiğini belirtiyor. Viktor Orbán yönetimindeki önceki hükümetin Ukrayna’ya yönelik 90 milyar euroluk yardım gibi kritik kararları veto etmesi, Brüksel’de "yeni üyeler kontrol altına alınmalı" yaklaşımını güçlendirdi.
Plan kapsamında veto hakkının geçici olarak askıya alınması ve bunun Karadağ’ın katılım anlaşmasına eklenmesi tartışılıyor. Ancak hukukçular, bu uygulamanın AB hukukunda "sınırda ve tartışmalı" bir alan olduğuna dikkat çekiyor.
Öte yandan Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in AB liderlerine gönderdiği mektupta, Batı Balkan ülkelerinin üyelik sürecini hızlandırmak için yenilikçi çözümler çağrısı yaptığı bildirildi. Merz ayrıca Ukrayna için oy hakkı olmayan ortak üyelik modelini gündeme taşıdı.
Bu öneriye Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise sert tepki gösterdi. Zelenskiy, "Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ndeki yeri tam, eşit ve eksiksiz üyelik olmalıdır." ifadelerini kullandı.
Rusya’nın 2022’deki savaşının ardından hız kazanan AB genişleme süreci, Brüksel’in hem iç siyasi dengeleri hem de üye ülkelerde artan genişleme karşıtlığı nedeniyle yeniden tartışma konusu oldu. Özellikle Fransa gibi ülkelerde kamuoyunun genişlemeye mesafeli yaklaşması, süreci zorlaştırıyor.
AB içinde bazı diplomatlar, yeni genişleme dalgasının hem aday ülkeleri hem de mevcut üyeleri koruyacak güvenlik mekanizmalarıyla yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Ancak eleştirmenlere göre bu yaklaşım, yeni üyeleri "eşit olmayan ikinci sınıf üyelik" modeline zorlayabilir.
Uzmanlar, Brüksel’in bu hamleyle hem genişlemeyi hızlandırmaya çalıştığını hem de olası siyasi krizleri daha en başından kontrol altına almak istediğini belirtiyor. (İLKHA)



