25 Yıllık Bir Davanın Hafızasında Recep Tayyip Erdoğan
25 Yıllık Bir Davanın Hafızasında Recep Tayyip Erdoğan
Sefaköy’de Milli Gençlik Vakfı Bir anda ortamın havası değişti. Çünkü içeri giren kişi, İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı.
Bazı anlar vardır; üzerinden yıllar geçse de hafızanızdan hiç silinmez.
Gençlik yıllarımdı. Sefaköy’de Milli Gençlik Vakfı’nda Misafir İdim ama arada birde uğrar çalışmalara Destek olurdum . O gün vakıfta her zamanki gibi gençlerle birlikteydik. Sohbetler, çalışmalar, davanın heyecanı…
Derken kapı açıldı.
İçeri bir adam girdi.
Bir anda ortamın havası değişti. Herkes sustu, herkes dikkat kesildi.
Çünkü içeri giren kişi, İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı.
O gün onu yalnızca bir İstanbul İl Başkanı olarak görmedim.
başka Bir Partide Görev Almama Rağmen Recep Tayyip Erdoğan'ın Hatipliği Liderliği beni çok etkilemişti Çevremde de Çok dışlanmama rağmen onun peşinden giderek Ona inandım ve İnanmaya Devam ediyorum çünkü kendisi Özel bir insan olduğunu İlk Görüşte Anlamıştım .
Hatipliği, duruşu, insanlara hitap edişi, oturuşu ve bulunduğu ortama hâkimiyeti beni derinden etkilemişti. Daha genç yaşta olmama rağmen içimden şu düşünce geçti:
“Bu adam ileride çok büyük bir lider olacak.”
O gün bunun nasıl gerçekleşeceğini elbette bilmiyordum. Türkiye’nin hangi siyasi süreçlerden geçeceğini, hangi mücadelelerin verileceğini, hangi engellerin aşılacağını bilmiyordum.
Ama bir şeyi hissetmiştim:
Karşımızda sıradan bir siyasetçi yoktu.
Aradan yıllar geçti.
28 Şubat süreci yaşandı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemi, şiir nedeniyle yaşanan siyasi yasak ve cezaevi günleri geldi. Ardından Türkiye siyasetinde yeni bir hareket doğdu.
14 Ağustos 2001’de AK Parti kuruldu.
Bugün o günün üzerinden tam 25 yıl geçti.
Bir çeyrek asır…
Ben de bu yolculuğun içerisinde kendi imkânlarım ve gücüm ölçüsünde yer aldım. Siyasi Yasaklı Olmasını hiç önemsemedim 14 Mart 2002 Yılında Hemen Resmi Üye Oldum .ve Her zaman Onu Destekleyip Yanında Olmaya Dert edindim Kendime . Bu dava içerisinde milletvekili aday adaylığı başta olmak üzere farklı sorumluluklar üstlendim, çeşitli görevlerde bulundum.
Bazen kalabalıkların içerisinde, bazen sessiz sedasız; fakat hep aynı inançla yürüdüm.
Çünkü benim için siyaset hiçbir zaman yalnızca makam, mevki veya koltuk meselesi olmadı.
Ben siyaseti bir dava, sorumluluk ve millete hizmet meselesi olarak gördüm.
AK Parti ile geçen bu çeyrek asra bugün dönüp baktığımda, zihnimde yalnızca seçimler, mitingler, kongreler veya siyasi mücadeleler canlanmıyor.
Benim hafızamda her şeyden önce Sefaköy’deki o gün var.
Kapının açıldığı…
Bir adamın içeri girdiği…
Ve odadaki herkesin sustuğu o an.
Çünkü bazı insanlar vardır; daha ilk karşılaşmanızda farklı olduklarını hissedersiniz.
Ben o gün Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin geleceğinde çok daha büyük bir rol oynayacağına inanmıştım.
Bugün geriye dönüp baktığımda, o anın siyasi hayatımda ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu daha iyi anlıyorum.
Çeyrek asır boyunca AK Parti çok büyük sınavlardan geçti.
Seçimler, siyasi krizler, ekonomik sıkıntılar, vesayet tartışmaları, darbe girişimi, terör saldırıları, bölgesel savaşlar ve Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı pek çok zorluk…
Bütün bu süreçlerin içerisinde milyonlarca insanın ortak bir beklentisi vardı:
Daha güçlü, daha bağımsız ve kendi kararlarını kendi veren bir Türkiye.
AK Parti’nin 25 yıllık hikâyesini yalnızca bir siyasi partinin tarihi olarak değerlendirmek bana göre eksik olur.
Bu hikâye aynı zamanda Türkiye’nin son çeyrek asrının siyasi hafızasının önemli bir parçasıdır.
Ben de bu hikâyenin bir yerinde bulunmuş olmanın sorumluluğunu taşıyorum.
Elbette 25 yıllık süreçte eleştirilecek, tartışılacak, eksik veya yanlış bulunan pek çok konu olmuştur. Siyaset insan işidir. İnsanların olduğu yerde hata da vardır, eksik de.
Fakat bütün bunların ötesinde, geride bırakılan bir yolculuk vardır.
Ve benim hafızamda bu yolculuğun en özel başlangıç noktalarından biri, Sefaköy’deki o küçük salondur.
Bir genç olarak orada gördüğüm bir adam…
Yıllar sonra Cumhurbaşkanı olan ve Türk siyasi hayatında derin iz bırakan Recep Tayyip Erdoğan…
Bugün AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümünde geriye baktığımda kendi adıma şunu söyleyebilirim:
Ben bu hikâyeyi yalnızca uzaktan seyretmedim. Bu hikâyenin içinde yürüdüm.
Milletvekili aday adaylığı yaptım, çeşitli görevler üstlendim, farklı dönemlerde sorumluluk aldım.
Ama hangi görevde olursam olayım, benim için asıl mesele hep aynı kaldı:
Millete hizmet etmek.
Çünkü makamlar geçicidir.
Görevler değişir.
Siyasi dönemler gelir ve geçer.
Fakat insanın inandığı değerler ve geride bıraktığı iz kalır.
Bugün AK Parti 25 yaşında.
Ben ise 36 yıl önce Sefaköy’de içeri giren o adamı hatırlıyorum.
O gün herkesin neden sustuğunu bugün daha iyi anlıyorum.
Çünkü bazen bir insanın bulunduğu odaya girdiği anda bıraktığı etki, gelecekte yazılacak tarihin küçük bir habercisidir.
Ve benim için o gün, yalnızca bir ziyaret değildi.
Bir lideri ilk kez fark ettiğim gündü.
36 yıl sonra geriye baktığımda, o günkü genç adamın hissettiği şeyin boşuna olmadığını düşünüyorum.
AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümünde, bu davanın içerisinde emeği geçmiş herkesi saygıyla selamlıyorum.
Kuruluşundan bugüne kadar bu hareket için alın teri döken, görev yapan, mücadele eden, gece gündüz çalışan bütün yol arkadaşlarımıza…
Ve bu hareketin lideri olarak Türkiye siyasetinde iz bırakan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ 25. Yıl geride Kaldı Ak Partinin Kuruluş Yıldönümü İyiki Böyle Bir Lider ile Partisinde Hizmet Etmek Ne Büyük Şereftir



