Nikâh ve evlilik müessesesi, günlük hayatımızda birbiriyle eş anlamda kullanılsa da hukuken ve sosyal açılardan ayrı değer hükümlerini ifade ederler.En basit tanımıyla; nikâh,evlenen çiftlerin karı koca olmasını sağlayan resmi veya dinî akit( sözleşme) ile başlayan bir husustur.Evlilik ise, nikâhtan sonra başlayan ve bir ömür boyu süren hukuki ve sosyal beraberlik sürecidir. Bilindiği üzere, dinî geleneklerimize, örf ve adetlerimize göre, nikâh İslam hukukunun şartlarına uygun olarak,iki reşid ve mümeyyiz tarafın,açık rızaları ve şahitleri huzurunda kıyılır, dinî bir bağ kurulur ve mehir vb.gibi şartları içerir.Resmi nikâh da Türk Medeni Kanununa göre, Belediye başkanı veya yetkili memuru tarafından kıyılan nikâhdır.Ve taraflara bir evlilik cüzdanı teslimi ile noktalanır.Kısacası, nikâh bir sözleşme ile evlilik ise sözleşme ile kurulan bir kurum- müessese olarak tarif edebiliriz. Türk Milleti,gerek İslam öncesi devirlerde,gerekse İslamiyetle şereflendikten sonra,aile – Ocak kurumuna büyük önem vermiş,toplum yapısının en küçük yapı taşı kabul ederek , dinî, kültürel ve manevi değerlerinin,nesillere aktarıldığı hayati kutsal Ocak olarak kabüllenmiştir.Bunun için* aile toplumun temelidir* denilmiştir.Güçlü ve sağlam aile yapısı, güçlü toplum ve dolayısıyla güçlü devletin temelini oluşturduğu kabul edilmektedir. Her aile,toplumun en küçük birimi ve çekirdeği olup,cemiyetlerin yapısı, ailelerin sağlam tuğlaları ile şekillenir. Bütün bu herkesçe bilinen ve kabul gören evrensel gerçeklere rağmen; toplumumuz da asla çoğunluk teşkil etmeyen,belli bir marjinal azınlık güruhun ; aile ve aile değerlerimizi hiçe sayarak, adınanikâhsız birliktelik dedikleri hayat tarzını,alenen,utanmadan yaşadıklarını görüyoruz.Bu karakterde olan özellikle dizi ve filmlerde “rol model” olmaya soyunan sözde sanatçı ve oyuncuların( temiz ve nezih aile hayatı olanları tenzih ederiz) basın ve medya kuruluşlarında sergiledikleri bini bir para rezilliklerini, üzülerek ibretle görmekteyiz.Yine LGBT yanlısı,sapkın ve sapık düşüncelerle,masum vatan evlâdlarını yoldan çıkarıp kendi hayat biçimine alıştırmak için, dernekler kurup faaliyetler icra eden, cinsiyeti ve cibilliyeti bozulmuş ıslah kabul etmezlerin; yüzde 90 nı müslüman olan (kabul edilen) bir toplumda kol gezmeleri ne hazin bir manzaradır.Buna ilaveten; * Biz insanı bir erkek ve bir dişiden yarattık* emri ilahisi den bihaber,yeni moda,liberal, demokrat,entel ve dantel takılan bir avuç sefilin; ” cinsiyet eşitliği” adını verdikleri ,fıtrata zıd- aykırı ve insanlıktan uzak görüş sahiblerinin basın ve sosyal medyada boy gösterdiğine de zaman zaman şahit oluyoruz. ” AİLE TOPLUMUN TEMELİDİR” ifadesi,toplum yapımızda kökleşmiş ve T.C. Anayasa’ sının 41.md.de yer alan hukuki ve temel bir ilkedir.Ailenin korunması ve çocuk hakları başlıklı 41.md.eşler arasında insan olarak eşitliğe dayanır.Bir çok ,psikolog, sosyolok,ilim ve düşünce adamları gibi,Türk sosyolojisinin kurucusu kabul edilen Ziya Gökalp de ,aileyi toplumun temel bir unsuru ve değerlerinin koruyucusu olarak tanımlanmıştır.41.md. ile,ailenin huzur,refah ,ana ve çocukların korunması,aile planlamasının uygulanması için devletin gerekli teşkilatı kurma ve tedbirleri alma yükümlülüğü Devlete verilmiştir.Yine 6284 sy.” Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” kapsamında,aile içi şiddeti önlemeyi ve mağdurları korumak hedeflenmiştir.Anayasa ve Kanun çerçevesinde kurulan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da, merkez ve 81 ilde ki taşra teşkilatı, aile ve bireylerin korunması ve sosyal ihtiyaçlarının bütçe imkanları nisbetinde karşılanması vb.hizmetleri,sosyal devlet anlayışına bağlı olarak devam ettirmektedir. Devletin,Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve bağlı kurum ve kuruluşlarının yanında; başta anne- babalar yani ebeveynler ,aile hizmetleri için kurulmuş ve faaliyet gösteren STK larına,aile ve değerlerinin korunması, yeni gelen nesillere aktarılması konusunda büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir.Aile içinde ve dışında, eşlerin birbirlerine olan sadakati,evlilik kurumunun çatısını oluşturmakta ve aile efradının sevgi ve şefkat ortamı oluşturup devam ettirmeleri,ailenin en sağlam ve en büyük koruyucu zırhını oluşturacaktır.Sözü uzatmadan şöyle bitirelim.Aile kurumu ve düzenimiz,milli güvenliğimiz kadar önemli ve müslüman Türk Milletinin* BEKA SORUNU* kadar değer taşır,asla unutmayalım.
Vesselam.
GÖNÜL PENCERESİNDEN 3
Nikâh ve evlilik müessesesi, günlük hayatımızda birbiriyle eş anlamda kullanılsa da hukuken ve sosyal açılardan ayrı değer hükümlerini ifade ederler.En basit tanımıyla; nikâh,evlenen çiftlerin karı koca olmasını sağlayan resmi veya dinî akit( sözleşme) ile başlayan bir husustur.Evlilik ise, nikâhtan sonra başlayan ve bir ömür boyu süren hukuki ve sosyal beraberlik sürecidir. Bilindiği üzere, dinî geleneklerimize, örf ve adetlerimize göre, nikâh İslam hukukunun şartlarına uygun olarak,iki reşid ve mümeyyiz tarafın,açık rızaları ve şahitleri huzurunda kıyılır, dinî bir bağ kurulur ve mehir vb.gibi şartları içerir.Resmi nikâh da Türk Medeni Kanununa göre, Belediye başkanı veya yetkili memuru tarafından kıyılan nikâhdır.Ve taraflara bir evlilik cüzdanı teslimi ile noktalanır.Kısacası, nikâh bir sözleşme ile evlilik ise sözleşme ile kurulan bir kurum- müessese olarak tarif edebiliriz. Türk Milleti,gerek İslam öncesi devirlerde,gerekse İslamiyetle şereflendikten sonra,aile – Ocak kurumuna büyük önem vermiş,toplum yapısının en küçük yapı taşı kabul ederek , dinî, kültürel ve manevi değerlerinin,nesillere aktarıldığı hayati kutsal Ocak olarak kabüllenmiştir.Bunun için* aile toplumun temelidir* denilmiştir.Güçlü ve sağlam aile yapısı, güçlü toplum ve dolayısıyla güçlü devletin temelini oluşturduğu kabul edilmektedir. Her aile,toplumun en küçük birimi ve çekirdeği olup,cemiyetlerin yapısı, ailelerin sağlam tuğlaları ile şekillenir. Bütün bu herkesçe bilinen ve kabul gören evrensel gerçeklere rağmen; toplumumuz da asla çoğunluk teşkil etmeyen,belli bir marjinal azınlık güruhun ; aile ve aile değerlerimizi hiçe sayarak, adınanikâhsız birliktelik dedikleri hayat tarzını,alenen,utanmadan yaşadıklarını görüyoruz.Bu karakterde olan özellikle dizi ve filmlerde “rol model” olmaya soyunan sözde sanatçı ve oyuncuların( temiz ve nezih aile hayatı olanları tenzih ederiz) basın ve medya kuruluşlarında sergiledikleri bini bir para rezilliklerini, üzülerek ibretle görmekteyiz.Yine LGBT yanlısı,sapkın ve sapık düşüncelerle,masum vatan evlâdlarını yoldan çıkarıp kendi hayat biçimine alıştırmak için, dernekler kurup faaliyetler icra eden, cinsiyeti ve cibilliyeti bozulmuş ıslah kabul etmezlerin; yüzde 90 nı müslüman olan (kabul edilen) bir toplumda kol gezmeleri ne hazin bir manzaradır.Buna ilaveten; * Biz insanı bir erkek ve bir dişiden yarattık* emri ilahisi den bihaber,yeni moda,liberal, demokrat,entel ve dantel takılan bir avuç sefilin; ” cinsiyet eşitliği” adını verdikleri ,fıtrata zıd- aykırı ve insanlıktan uzak görüş sahiblerinin basın ve sosyal medyada boy gösterdiğine de zaman zaman şahit oluyoruz. ” AİLE TOPLUMUN TEMELİDİR” ifadesi,toplum yapımızda kökleşmiş ve T.C. Anayasa’ sının 41.md.de yer alan hukuki ve temel bir ilkedir.Ailenin korunması ve çocuk hakları başlıklı 41.md.eşler arasında insan olarak eşitliğe dayanır.Bir çok ,psikolog, sosyolok,ilim ve düşünce adamları gibi,Türk sosyolojisinin kurucusu kabul edilen Ziya Gökalp de ,aileyi toplumun temel bir unsuru ve değerlerinin koruyucusu olarak tanımlanmıştır.41.md. ile,ailenin huzur,refah ,ana ve çocukların korunması,aile planlamasının uygulanması için devletin gerekli teşkilatı kurma ve tedbirleri alma yükümlülüğü Devlete verilmiştir.Yine 6284 sy.” Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” kapsamında,aile içi şiddeti önlemeyi ve mağdurları korumak hedeflenmiştir.Anayasa ve Kanun çerçevesinde kurulan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da, merkez ve 81 ilde ki taşra teşkilatı, aile ve bireylerin korunması ve sosyal ihtiyaçlarının bütçe imkanları nisbetinde karşılanması vb.hizmetleri,sosyal devlet anlayışına bağlı olarak devam ettirmektedir. Devletin,Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve bağlı kurum ve kuruluşlarının yanında; başta anne- babalar yani ebeveynler ,aile hizmetleri için kurulmuş ve faaliyet gösteren STK larına,aile ve değerlerinin korunması, yeni gelen nesillere aktarılması konusunda büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir.Aile içinde ve dışında, eşlerin birbirlerine olan sadakati,evlilik kurumunun çatısını oluşturmakta ve aile efradının sevgi ve şefkat ortamı oluşturup devam ettirmeleri,ailenin en sağlam ve en büyük koruyucu zırhını oluşturacaktır.Sözü uzatmadan şöyle bitirelim.Aile kurumu ve düzenimiz,milli güvenliğimiz kadar önemli ve müslüman Türk Milletinin* BEKA SORUNU* kadar değer taşır,asla unutmayalım.
Vesselam.
Ekleme
Tarihi: 28 Nisan 2026 -Salı
GÖNÜL PENCERESİNDEN 3
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.

