Merhaba
Bazı koltuklar vardır, ağırdır. Sadece kumaşıyla değil, taşıdığı anlamla ağırdır. Oturanı temsil eder çünkü. Bir toplumu, bir kurumu, bir memleketi… O yüzden öyle herkes oturmamalı. Her önüne gelen, “geç otur” denilerek oturtulmamalı o koltuklara.
Ama sen oturmuşsun işte…
Bedenine iki beden büyük gelen bir sorumluluğun içine. Ne sahayı biliyorsun, ne sokağı. Vatandaşı dinlemekten aciz, makamın ağırlığını taşımaktan bihaber bir halde.
Bir düşün çocuk adam…
Sınıf başkanı bile bilir sorumluluğunu. Üniformasının hakkını verir. O sınıf onu seçmiştir, ona güvenir. Senin koltuğun ise bir gecede verilmiş, içinde ne olduğu belli değil.
Sen ise büyümemişsin daha.
Eleştiriye alerjin var.
Mütevazılık mı? Hiç uğramamışsın oraya.
Okumak, araştırmak, öğrenmek desen? O da yok.
Sadece koltuğun verdiği bir sanal güçle yaşamayı seçmişsin.
Ama bil:
O koltuklar geçici.
Sadece oturduğunla kalırsan, kalktığında arkanda bomboş bir iz kalır.
Ve insanlar seni “bir zamanlar oradaydı” diye değil, “oraya nasıl geldi ki?” diye hatırlar.
O yüzden çocuk adam,
Ya büyü bu koltuğa
Ya da kalk git, gerçekten hak eden gelsin.
Çünkü memleketin artık çocuk adamlarla kaybedecek zamanı yok.
Başka bir konuda bir başka yazı dizimde görüşmek dileğiyle Allah'a emanet olun