K.ÇEKMECE RAMAZAN BAYRAMI
K.ÇEKMECE RAMAZAN BAYRAMI
Tuna Şerbetçi
Köşe Yazarı
Tuna Şerbetçi
 

Neredeydiniz?

Tuna Şerbetçi’nin kaleminden  Bir toplumun vicdanı, yalnızca bugün verdiği tepkilerle değil, geçmişteki suskunluklarıyla da ölçülür. Bugün “kadın hakları” söylemiyle öne çıkanlara dönüp bakıldığında, dün yaşanan acıların karşısında kimlerin sustuğu sorusu hâlâ cevap bekliyor. Başörtülü kadınlar eğitim haklarından mahrum bırakılırken, üniversite kapılarında bekletilirken, kimi zaman sert müdahalelere maruz kalırken; bu ülkenin kadın dayanışması neredeydi? İnancı nedeniyle dışlanan, ötekileştirilen, hayallerinden koparılan genç kızların sesi neden yeterince yankı bulmadı? Bir annenin, evladının en gururlu gününde yanında olamaması; bir öğrencinin yıllarca verdiği emeğin karşılığını alamaması; sadece bir tercih yüzünden insanların hayatlarının sınırlandırılması… Bunlar görmezden gelinecek, ötelenebilecek meseleler miydi? Bugün farklı kimlikler söz konusu olduğunda yüksek sesle konuşan, hızlı refleks gösteren yapıların; o günlerde aynı duyarlılığı göstermemiş olması elbette sorgulanır. Çünkü hak mücadelesi seçici olamaz. Eğer adalet aranıyorsa, herkes için aranmalıdır. Kadın dayanışması, yalnızca belli bir yaşam tarzını benimseyenlerin değil; tüm kadınların ortak sesi olmalıdır. Başörtülü ya da başörtüsüz, farklı düşüncelere sahip ya da benzer hayatlar yaşayan… Herkesin hakkı aynı ölçüde savunulmadıkça, bu dayanışma eksik kalır. Geçmişle yüzleşmek zor olabilir. Ama gerçek bir toplumsal ilerleme, ancak bu yüzleşmeyle mümkündür. Bugün daha güçlü bir sesle konuşabilmek için, dünün sessizliklerini de hatırlamak gerekir. Çünkü adalet, sadece bugün değil; dün, bugün ve yarın için herkes adına talep edildiğinde anlam kazanır. Başka bir konuda bir başka yazı dizisinde görüşmek dileğiyle… Allah’a emanet olun.
Ekleme Tarihi: 23 Mart 2026 -Pazartesi
Tuna Şerbetçi

Neredeydiniz?

Tuna Şerbetçi’nin kaleminden 

Bir toplumun vicdanı, yalnızca bugün verdiği tepkilerle değil, geçmişteki suskunluklarıyla da ölçülür. Bugün “kadın hakları” söylemiyle öne çıkanlara dönüp bakıldığında, dün yaşanan acıların karşısında kimlerin sustuğu sorusu hâlâ cevap bekliyor.

Başörtülü kadınlar eğitim haklarından mahrum bırakılırken, üniversite kapılarında bekletilirken, kimi zaman sert müdahalelere maruz kalırken; bu ülkenin kadın dayanışması neredeydi? İnancı nedeniyle dışlanan, ötekileştirilen, hayallerinden koparılan genç kızların sesi neden yeterince yankı bulmadı?

Bir annenin, evladının en gururlu gününde yanında olamaması; bir öğrencinin yıllarca verdiği emeğin karşılığını alamaması; sadece bir tercih yüzünden insanların hayatlarının sınırlandırılması… Bunlar görmezden gelinecek, ötelenebilecek meseleler miydi?

Bugün farklı kimlikler söz konusu olduğunda yüksek sesle konuşan, hızlı refleks gösteren yapıların; o günlerde aynı duyarlılığı göstermemiş olması elbette sorgulanır. Çünkü hak mücadelesi seçici olamaz. Eğer adalet aranıyorsa, herkes için aranmalıdır.

Kadın dayanışması, yalnızca belli bir yaşam tarzını benimseyenlerin değil; tüm kadınların ortak sesi olmalıdır. Başörtülü ya da başörtüsüz, farklı düşüncelere sahip ya da benzer hayatlar yaşayan… Herkesin hakkı aynı ölçüde savunulmadıkça, bu dayanışma eksik kalır.

Geçmişle yüzleşmek zor olabilir. Ama gerçek bir toplumsal ilerleme, ancak bu yüzleşmeyle mümkündür. Bugün daha güçlü bir sesle konuşabilmek için, dünün sessizliklerini de hatırlamak gerekir.

Çünkü adalet, sadece bugün değil; dün, bugün ve yarın için herkes adına talep edildiğinde anlam kazanır.

Başka bir konuda bir başka yazı dizisinde görüşmek dileğiyle…
Allah’a emanet olun.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.