Pamuk İnşaat
Pamuk İnşaat
İlker KARATAŞ
Köşe Yazarı
İlker KARATAŞ
 

İSTANBUL'A YENİ BİR BAŞKAN MI GELİYOR? SARAÇHANE'DE 120 VEKİLLİK HESAP

İstanbul'da siyaset yeniden ısınıyor. Türkiye'nin en büyük şehri, ekonomik ve siyasi gücünün yanında, yerel yönetim dengeleri bakımından da yeni bir dönemin eşiğinde olabilir. İBB Meclisi'nde ortaya çıkan son tablo, sadece bir sandalye dağılımı değil, aynı zamanda İstanbul'un geleceğine ilişkin önemli bir siyasi denklem ortaya koyuyor. AK Parti 130… Yeni Parti 120… CHP 29… DEM Parti 17… Bu rakamlar bize çok önemli bir şey söylüyor: İstanbul'da siyasi dengeler ciddi biçimde değişmiş durumda. Peki, bu değişim İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yönetimini de değiştirebilir mi? Benim üzerinde durduğum asıl mesele tam olarak bu. 130 sandalye bir zafer mi, yoksa başlangıç mı? AK Parti'nin 130 üyeyle meclisin en büyük siyasi grubu hâline gelmesi elbette önemli. MHP ve BBP'nin desteğiyle bu sayı 138'e ulaşıyor. Bağımsız üyelerin de aynı yönde hareket etmesi hâlinde 144 üyelik bir güç ortaya çıkabiliyor. Fakat burada bir gerçeği gözden kaçırmamak gerekiyor. Belediye başkanlığını veya başkanvekilliğini kazanmak, sadece en büyük grup olmakla mümkün değil. Kanunun aradığı seçim çoğunlukları ve siyasi uzlaşmalar gerekiyor. İşte bu nedenle İstanbul'un geleceğinde 120 üyelik Yeni Parti'nin tutumu çok önemli. Yeni Parti, İstanbul'un anahtarını elinde mi tutuyor? Siyasette bazen en büyük grup değil, en kritik konumda bulunan grup belirleyici olur. Bugün İBB Meclisi'ndeki 120 üyelik Yeni Parti tablosu tam da böyle bir siyasi konuma işaret ediyor. Yeni Parti, AK Parti ile bir siyasi yakınlaşma içerisine girerse İstanbul'da yeni bir yönetim denklemi oluşabilir. CHP ile yeniden bir ortak zeminde buluşursa farklı bir tablo ortaya çıkabilir. Kendi siyasi çizgisini koruyarak bağımsız hareket ederse de hem AK Parti hem CHP açısından önemli bir müzakere aktörü hâline gelebilir. Dolayısıyla İstanbul'un geleceğini belirleyecek sorulardan biri şudur: Yeni Parti, İstanbul'un yönetiminde belirleyici olmayı mı tercih edecek, yoksa kendi siyasi yolunu mu çizecek? AK Parti İstanbul'u yeniden kazanırsa ne olur? Şimdi gelelim meselenin en önemli bölümüne. Olası bir hukuki süreç sonucunda İBB'de yeni bir başkanvekilliği veya belediye başkanlığı seçimi yapılır ve AK Parti destekli bir aday kazanırsa, İstanbul'da siyasi dengeler köklü biçimde değişebilir. Böyle bir gelişme, AK Parti açısından yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yönetimini kazanmak olmayacaktır. İstanbul, Türkiye siyasetinde sembolik ve stratejik ağırlığı çok büyük bir şehir. İktidar açısından bu gelişme, 2028 seçimlerine giden süreçte önemli bir moral ve siyasi güç kazanımı olarak değerlendirilebilir. CHP açısından ise 2024 yerel seçimlerinde elde edilen büyükşehir yönetimini kaybetmek, parti içerisinde ciddi bir sorgulamayı beraberinde getirebilir. Yeni Parti açısından da İstanbul'daki siyasi ağırlığını ülke siyasetine taşıma fırsatı doğabilir. CHP açısından asıl sınav şimdi başlıyor CHP'nin İstanbul'da yaşadığı siyasi kayıplar ve meclis aritmetiğindeki değişim, sadece sayısal bir mesele değildir. Bir siyasi parti için seçilmiş belediye meclis üyelerinin başka siyasi adreslere yönelmesi, seçmen güveni ve parti yönetimi bakımından da önemli sorular doğurur. CHP'nin bu süreçte kendi iç bütünlüğünü nasıl koruyacağı, seçilmiş temsilcileriyle nasıl bir ilişki kuracağı ve İstanbul siyasetinde nasıl bir yol izleyeceği dikkatle takip edilmeli. Çünkü siyasette kazanmak kadar, kazanılanı korumak da önemlidir. DEM Parti'nin 17 üyelik gücü de göz ardı edilemez İBB Meclisi'nde 17 üyeye sahip DEM Parti'nin tutumu da yeni dönemin önemli başlıklarından biri. DEM Parti'nin hangi siyasi zeminde hareket edeceği, olası bir başkanvekilliği seçiminde tercihinin ne olacağı, İstanbul'daki siyasi denklemi etkileyebilir. Ancak hiçbir siyasi partinin desteği peşinen verilmiş kabul edilmemeli. Gizli oyla yapılacak bir seçimde açıklanan siyasi pozisyonlarla sandıktan çıkacak sonuç farklı olabilir. İstanbul'da asıl kazanan kim olacak? Benim burada özellikle dikkat çekmek istediğim konu şu: İstanbul'un yönetimi bir siyasi başarı veya başarısızlık hesabına indirgenmemeli. İstanbullunun önceliği belli. Trafik, deprem, kentsel dönüşüm, ulaşım, altyapı, sosyal destekler ve hayat pahalılığı… Kim İstanbul'u yönetirse yönetsin, bu sorunlara çözüm üretmek zorunda. Siyasi partiler arasındaki rekabet demokratik hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak bu rekabetin hukukun, demokratik temsilin ve seçmen iradesinin önüne geçmesine izin verilmemelidir. SON SÖZ: SARAÇHANE'DE SADECE SANDALYELER DEĞİŞMİYOR, SİYASETİN YÖNÜ DEĞİŞİYOR! Bugün İstanbul'da konuşulan konu yalnızca 130 AK Parti üyesi veya 120 Yeni Parti üyesi değil. Asıl konu, bu sayıların nasıl bir siyasi ittifaka dönüşeceği ve hukuki şartlar oluştuğunda hangi adayın arkasında birleşileceği. AK Parti İstanbul'u yeniden kazanabilir mi? Evet, hukuki ve siyasi şartlar oluşursa bu ihtimal vardır. Ancak bugün için kazanılmış bir yönetimden söz etmek mümkün değil. Önümüzdeki dönemde Yeni Parti'nin tutumu, CHP'nin siyasi refleksi, DEM Parti'nin pozisyonu ve bağımsız üyelerin tercihleri İstanbul'un kaderini etkileyebilir. Ve unutmayalım… İstanbul'u yönetmek büyük bir siyasi güçtür. Ama bu gücün gerçek sahibi hiçbir parti değil, İstanbul halkıdır. İstanbul'da yeni bir dönem mi başlıyor? Cevabı önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz. İlker Karataş Yüzyıl Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Ekleme Tarihi: 06 Kasım 2026 -Cuma
İlker KARATAŞ

İSTANBUL'A YENİ BİR BAŞKAN MI GELİYOR? SARAÇHANE'DE 120 VEKİLLİK HESAP

İstanbul'da siyaset yeniden ısınıyor. Türkiye'nin en büyük şehri, ekonomik ve siyasi gücünün yanında, yerel yönetim dengeleri bakımından da yeni bir dönemin eşiğinde olabilir. İBB Meclisi'nde ortaya çıkan son tablo, sadece bir sandalye dağılımı değil, aynı zamanda İstanbul'un geleceğine ilişkin önemli bir siyasi denklem ortaya koyuyor. AK Parti 130… Yeni Parti 120… CHP 29… DEM Parti 17… Bu rakamlar bize çok önemli bir şey söylüyor: İstanbul'da siyasi dengeler ciddi biçimde değişmiş durumda. Peki, bu değişim İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yönetimini de değiştirebilir mi? Benim üzerinde durduğum asıl mesele tam olarak bu. 130 sandalye bir zafer mi, yoksa başlangıç mı? AK Parti'nin 130 üyeyle meclisin en büyük siyasi grubu hâline gelmesi elbette önemli. MHP ve BBP'nin desteğiyle bu sayı 138'e ulaşıyor. Bağımsız üyelerin de aynı yönde hareket etmesi hâlinde 144 üyelik bir güç ortaya çıkabiliyor. Fakat burada bir gerçeği gözden kaçırmamak gerekiyor. Belediye başkanlığını veya başkanvekilliğini kazanmak, sadece en büyük grup olmakla mümkün değil. Kanunun aradığı seçim çoğunlukları ve siyasi uzlaşmalar gerekiyor. İşte bu nedenle İstanbul'un geleceğinde 120 üyelik Yeni Parti'nin tutumu çok önemli. Yeni Parti, İstanbul'un anahtarını elinde mi tutuyor? Siyasette bazen en büyük grup değil, en kritik konumda bulunan grup belirleyici olur. Bugün İBB Meclisi'ndeki 120 üyelik Yeni Parti tablosu tam da böyle bir siyasi konuma işaret ediyor. Yeni Parti, AK Parti ile bir siyasi yakınlaşma içerisine girerse İstanbul'da yeni bir yönetim denklemi oluşabilir. CHP ile yeniden bir ortak zeminde buluşursa farklı bir tablo ortaya çıkabilir. Kendi siyasi çizgisini koruyarak bağımsız hareket ederse de hem AK Parti hem CHP açısından önemli bir müzakere aktörü hâline gelebilir. Dolayısıyla İstanbul'un geleceğini belirleyecek sorulardan biri şudur: Yeni Parti, İstanbul'un yönetiminde belirleyici olmayı mı tercih edecek, yoksa kendi siyasi yolunu mu çizecek? AK Parti İstanbul'u yeniden kazanırsa ne olur? Şimdi gelelim meselenin en önemli bölümüne. Olası bir hukuki süreç sonucunda İBB'de yeni bir başkanvekilliği veya belediye başkanlığı seçimi yapılır ve AK Parti destekli bir aday kazanırsa, İstanbul'da siyasi dengeler köklü biçimde değişebilir. Böyle bir gelişme, AK Parti açısından yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yönetimini kazanmak olmayacaktır. İstanbul, Türkiye siyasetinde sembolik ve stratejik ağırlığı çok büyük bir şehir. İktidar açısından bu gelişme, 2028 seçimlerine giden süreçte önemli bir moral ve siyasi güç kazanımı olarak değerlendirilebilir. CHP açısından ise 2024 yerel seçimlerinde elde edilen büyükşehir yönetimini kaybetmek, parti içerisinde ciddi bir sorgulamayı beraberinde getirebilir. Yeni Parti açısından da İstanbul'daki siyasi ağırlığını ülke siyasetine taşıma fırsatı doğabilir. CHP açısından asıl sınav şimdi başlıyor CHP'nin İstanbul'da yaşadığı siyasi kayıplar ve meclis aritmetiğindeki değişim, sadece sayısal bir mesele değildir. Bir siyasi parti için seçilmiş belediye meclis üyelerinin başka siyasi adreslere yönelmesi, seçmen güveni ve parti yönetimi bakımından da önemli sorular doğurur. CHP'nin bu süreçte kendi iç bütünlüğünü nasıl koruyacağı, seçilmiş temsilcileriyle nasıl bir ilişki kuracağı ve İstanbul siyasetinde nasıl bir yol izleyeceği dikkatle takip edilmeli. Çünkü siyasette kazanmak kadar, kazanılanı korumak da önemlidir. DEM Parti'nin 17 üyelik gücü de göz ardı edilemez İBB Meclisi'nde 17 üyeye sahip DEM Parti'nin tutumu da yeni dönemin önemli başlıklarından biri. DEM Parti'nin hangi siyasi zeminde hareket edeceği, olası bir başkanvekilliği seçiminde tercihinin ne olacağı, İstanbul'daki siyasi denklemi etkileyebilir. Ancak hiçbir siyasi partinin desteği peşinen verilmiş kabul edilmemeli. Gizli oyla yapılacak bir seçimde açıklanan siyasi pozisyonlarla sandıktan çıkacak sonuç farklı olabilir. İstanbul'da asıl kazanan kim olacak? Benim burada özellikle dikkat çekmek istediğim konu şu: İstanbul'un yönetimi bir siyasi başarı veya başarısızlık hesabına indirgenmemeli. İstanbullunun önceliği belli. Trafik, deprem, kentsel dönüşüm, ulaşım, altyapı, sosyal destekler ve hayat pahalılığı… Kim İstanbul'u yönetirse yönetsin, bu sorunlara çözüm üretmek zorunda. Siyasi partiler arasındaki rekabet demokratik hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak bu rekabetin hukukun, demokratik temsilin ve seçmen iradesinin önüne geçmesine izin verilmemelidir. SON SÖZ: SARAÇHANE'DE SADECE SANDALYELER DEĞİŞMİYOR, SİYASETİN YÖNÜ DEĞİŞİYOR! Bugün İstanbul'da konuşulan konu yalnızca 130 AK Parti üyesi veya 120 Yeni Parti üyesi değil. Asıl konu, bu sayıların nasıl bir siyasi ittifaka dönüşeceği ve hukuki şartlar oluştuğunda hangi adayın arkasında birleşileceği. AK Parti İstanbul'u yeniden kazanabilir mi? Evet, hukuki ve siyasi şartlar oluşursa bu ihtimal vardır. Ancak bugün için kazanılmış bir yönetimden söz etmek mümkün değil. Önümüzdeki dönemde Yeni Parti'nin tutumu, CHP'nin siyasi refleksi, DEM Parti'nin pozisyonu ve bağımsız üyelerin tercihleri İstanbul'un kaderini etkileyebilir. Ve unutmayalım… İstanbul'u yönetmek büyük bir siyasi güçtür. Ama bu gücün gerçek sahibi hiçbir parti değil, İstanbul halkıdır. İstanbul'da yeni bir dönem mi başlıyor? Cevabı önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz. İlker Karataş Yüzyıl Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.