OKULLAR BAŞLARKEN
Okul kantinleri bir ticari alan mı yoksa kamusal sorumluluk mu?
Sabah kahvaltısı yapmadan evden çıkan binlerce öğrenci günün en önemli öğününü atlayarak derse giriyor.
Açlıkla başlayan bir günün dikkat dağınıklığı, düşük enerji ve öğrenme güçlüğü ile devam etmesi kaçınılmaz oluyor.
Öğlen saatine gelindiğinde ise çözüm olması gereken okul kantinleri ne yazık ki çoğu öğrenci için yeterli ve erişilebilir bir alternatif sunmaktan uzaktır.
Bugün pek çok okul kantininde fiyatlar öğrencilerin harçlıklarıyla kıyaslandığında oldukça yüksektir.
Üstelik sunulan ürünlerin büyük bir kısmı besin değeri düşük, doyuruculuktan uzak ve sağlıksız seçeneklerden oluşuyor.
Bu durum özellikle dar gelirli ailelerin çocuklarını doğrudan etkiliyor. Gün boyunca yeterli ve dengeli beslenemeyen öğrencilerin hem zihinsel performanslarının hem de fiziksel gelişimlerinin olumsuz etkilemesi kaçınılmaz hale geliyor.
Oysa eğitim yalnızca sınıf içinde verilen derslerden ibaret değildir. Bir çocuğun bilgiyi öğrenebilmesi için önce sağlıklı olması gerekir.
Sağlıklı olmanın en temel şartlarından biri ise düzenli ve dengeli beslenmedir.
Bu noktada okul kantinlerinin yalnızca ticari bir işletme gibi değil, kamusal bir hizmet alanı olarak hareket etmesi gerektiği açıktır.
Tam da bu nedenle okulların bağlı bulundukları belediyelerin bu sürece daha aktif şekilde dahil olması büyük önem taşımaktadır.
Belediyeler sosyal belediyecilik anlayışı çerçevesinde okul kantinlerini denetleyebilir. Fiyatları erişilebilir seviyelere çekebilir ve en önemlisi sağlıklı, dengeli ve uygun fiyatlı menüler sunulmasını sağlayabilir.
Gerektiğinde bu kantinleri doğrudan devralarak kâr amacı gütmeden kendileri işletmeli ve çocukların sağlıklı gıdaya erişimini bir ticaret meselesi olmaktan çıkarmalıdır.
Hatta belirli bölgelerde ihtiyaç sahibi öğrencilere ücretsiz ya da destekli öğünler sunulması eğitimde fırsat eşitliği açısından önemli bir adım olacaktır.
Belediyelerin bu sorumluluğu üstlenmesi yalnızca bir sosyal destek politikası değil aynı zamanda geleceğe yapılan en değerli yatırımlardan biri olacaktır.
Dünyanın pek çok ülkesinde okul beslenmesi bir kamu politikası olarak ele alınmakta ve devlet tarafından desteklenmektedir.
Bizim de çocuklarımızın geleceğini korumak adına benzer adımları atmamız artık bir tercih değil zorunluluktur.
Unutulmamalıdır ki aç bir çocuk öğrenemez. Eğer güçlü, sağlıklı ve bilinçli bir nesil yetiştirmek istiyorsak işe onların beslenmesinden başlamalıyız.
Okul kantinleri kâr amacı güden alanlar olmaktan çıkıp çocuklarımızın sağlığını önceleyen sosyal mekânlara dönüşmelidir.
Bu dönüşümün anahtarı ise yerel yönetimlerin sorumluluk alması ile mümkündür.

