Bülent Arınç’tan AK Parti’nin Geçmişine ve Geleceğine Dair Açıklamalar
Bülent Arınç’tan AK Parti’nin Geçmişine ve Geleceğine Dair Açıklamalar
AK Parti’nin kurucu isimlerinden Bülent Arınç, partisinin kuruluş sürecinden eylemlerinden bugüne Kadar 25 Yılı Özetledi Açıklamaları Dikkat Çeken Açıklamalar.
AK Parti’nin kurucu isimlerinden Bülent Arınç, partisinin kuruluş sürecinden Milli Görüş hareketiyle yaşanan ayrışmaya, Gezi Parkı eylemlerinden 17-25 Aralık ve 15 Temmuz süreçlerine kadar Türk siyasetinin son 25 yılına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Arınç, AK Parti’nin 2013 sonrasında yaşadığı değişimin ve gerilemenin nedenlerine ilişkin de önemli mesajlar verdi.
AK Parti’nin kurucuları arasında yer alan ve 2015 yılından bu yana aktif siyasetin dışında bulunan Bülent Arınç, partisinin geçmişi ve bugününe ilişkin değerlendirmeleriyle yeniden gündeme geldi.
Arınç, Ankara Hamamönü’ndeki ofisinde yaptığı değerlendirmede, Milli Görüş hareketinin geçmişinden AK Parti’nin kuruluşuna, iktidarın ilk yıllarından Gezi Parkı olaylarına, 17-25 Aralık sürecinden 15 Temmuz darbe girişimine kadar birçok kritik başlıkta görüşlerini paylaştı.
AK Parti’nin kuruluş sürecini anlattı
Fazilet Partisi’nin kapatılma sürecinde ortaya çıkan Yenilikçiler ve Gelenekçiler ayrışmasının AK Parti’nin kuruluşuna giden yolu açtığını belirten Arınç, Yenilikçi kanatta Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ve kendisinin öne çıkan isimler arasında bulunduğunu söyledi.
Genel başkanlık için adaylık sürecinde Abdullah Gül lehine çekildiğini anlatan Arınç, Fazilet Partisi’nin kapatılmasının ardından yeni parti çalışmalarına başladıklarını ifade etti.

Arınç, AK Parti’nin kuruluşundaki temel isimleri ise Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ve kendisi olarak sıraladı.
AK Parti’nin kuruluşunu “Türkiye için bir yenilik” olarak nitelendiren Arınç, o dönemde partinin yeni bir siyasi kimlik ortaya koyduğunu vurguladı.
“Muhafazakâr demokrat bir parti olduk”
AK Parti’nin Milli Görüş geleneğinden farklı olarak “muhafazakâr demokrat” kimliği benimsediğini belirten Arınç, bunun bilinçli bir siyasi tercih olduğunu söyledi.
Arınç’a göre AK Parti, Milli Görüş’ün “ahlak ve maneviyat” anlayışını tamamen terk etmeden, parti kimliğini demokratik ve çoğulcu bir zemine taşıdı.

Bu değişimin AK Parti’nin geniş toplum kesimlerinden oy almasını sağladığını savunan Arınç, partinin seçmen tabanında farklı siyasi ve toplumsal grupların bir araya geldiğini ifade etti.
Avrupa Birliği ve Batı vurgusu
Arınç, AK Parti’nin kuruluş dönemindeki en önemli farklılıklarından birinin Avrupa Birliği ve Batı ile ilişkiler olduğunu söyledi.
Milli Görüş döneminde Avrupa Birliği üyeliğine yönelik daha mesafeli bir yaklaşım bulunduğunu belirten Arınç, AK Parti’nin ise kuruluşundan itibaren Batı ile ilişkileri geliştirmeyi hedeflediğini ifade etti.

Türkiye’nin 2005 yılında AB ile müzakerelere başlamasını da bu dönemin önemli sonuçlarından biri olarak değerlendiren Arınç, AK Parti’nin ilk yıllarında demokrasi, hukuk ve AB standartlarına uyum konusunda önemli adımlar atıldığını savundu.
“Tayyip Bey’in başbakanlık dönemi muhteşemdir”
AK Parti iktidarının ilk dönemine özel vurgu yapan Arınç, Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde sağlık, ulaştırma, enerji ve diğer alanlarda önemli hizmetler gerçekleştirildiğini söyledi.
Arınç, özellikle sağlık sistemindeki dönüşümü örnek göstererek, geçmişte vatandaşların yaşadığı sorunların önemli ölçüde giderildiğini belirtti.

Aynı dönemde AB kriterleri ve demokratikleşme alanında da ilerleme sağlandığını ifade eden Arınç, AK Parti’nin 2013 yılına kadar yükselen bir siyasi ivme yakaladığını söyledi.
“2013’ten sonra düşüş başladı”
Arınç’ın değerlendirmesindeki en dikkat çekici başlıklardan biri ise AK Parti’nin 2013 sonrasındaki siyasi seyri oldu.
AK Parti’nin ilk dönemindeki yükseliş trendinin 2013 sonrasında devam etmediğini belirten Arınç, Gezi Parkı olayları, Suriye’deki gelişmeler, çözüm sürecinin sona ermesi, Gülen yapılanmasıyla yaşanan çatışma ve 15 Temmuz darbe girişiminin iktidarın dengesini etkilediğini söyledi.
Arınç, yaşanan gelişmelerin partiyi önce durağanlaştırdığını, daha sonra ise “nispeten düşüşe” geçirdiğini ifade etti.
Gezi Parkı değerlendirmesi
Gezi Parkı protestolarının Recep Tayyip Erdoğan açısından önemli bir kırılma noktası olduğunu belirten Arınç, olayların Erdoğan üzerinde “travma” etkisi yarattığını söyledi.
Bununla birlikte Gezi’nin ilk aşamasında hükümetle siyasi problemi olmayan insanların da bulunduğunu belirten Arınç, olayların sert müdahaleler sonucunda farklı grupların katılımıyla büyüdüğünü savundu.
Arınç, Gezi’nin başlangıcı ile daha sonraki süreçlerin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ergenekon davaları: “Hiçbir zaman hoş karşılamadık”
Gülen yapılanması ve Ergenekon davaları hakkında da konuşan Arınç, dönemin bazı gelişmelerinden rahatsızlık duyduklarını belirtti.
Arınç, Ergenekon sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üst düzey isimlerinin tutuklanması konusunda hükümet içerisinde de rahatsızlık bulunduğunu savundu.

Dönemin bazı yayınlarında yer alan bilgi ve belgelerin hükümete karşı bir darbe veya cunta hazırlığı iddialarını gündeme getirdiğini belirten Arınç, ancak bu süreçte başka unsurların davalara dahil edilmesini doğru bulmadıklarını ifade etti.
“15 Temmuz hiçbir zaman kulağımıza gelmedi”
15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle ilgili değerlendirmesinde Arınç, darbe hazırlığına ilişkin kendilerine önceden bilgi ulaşmadığını söyledi.

17-25 Aralık süreci, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılması ve Gülen yapılanmasıyla yaşanan gerilimin zaman içerisinde AK Parti içerisinde ciddi bir kırılmaya yol açtığını belirten Arınç, 15 Temmuz’un ise kendileri açısından öngörülemeyen bir gelişme olduğunu ifade etti.
“Bir kaptanın becerisi fırtınalı havada belli olur”
Arınç, AK Parti’nin bugün karşı karşıya olduğu sorunlara ilişkin ise çarpıcı bir benzetme yaptı.
Partinin ilk döneminde elde ettiği başarının ikinci dönemde aynı şekilde devam etmediğini belirten Arınç, siyasi liderliğin yalnızca sakin dönemlerde değil, kriz dönemlerinde de kendisini göstermesi gerektiğini söyledi.
Arınç, AK Parti’nin yaşanan krizlerden yeni imkanlar ve fırsatlar çıkarabileceğini, bunun ise parti içerisinde reform, yeni kadrolar ve aynı temel ilkeler üzerinden yenilenmeyle mümkün olabileceğini savundu.
“Burası bizim yuvamız”
Aktif siyasetin dışında olmasına rağmen AK Parti ile bağını sürdüren Arınç, parti içerisinde yaşanan sorunların çözümünün partiden kopmak olmadığını düşünüyor.
Arınç’ın yaklaşımının temelinde, AK Parti’nin kendi siyasi geçmişi içerisinde önemli bir yere sahip olduğu ve parti içerisindeki eleştirilerin partiden tamamen ayrılmak yerine yine parti çatısı altında yapılması gerektiği düşüncesi bulunuyor.
AK Parti’nin kuruluşundan bugüne yaşadığı dönüşümü değerlendiren Arınç, geçmişteki başarıların yanı sıra yapılan hataların da açık biçimde görülmesi gerektiğine işaret ediyor.
Arınç’ın açıklamaları, AK Parti’nin kuruluş felsefesi, Milli Görüş’ten muhafazakâr demokrat kimliğe geçişi ve 2013 sonrası yaşanan siyasi kırılmaları yeniden tartışmaya açarken, partinin geleceği açısından reform, yenilenme ve yeni kadrolar mesajını da gündeme taşıdı.



