Muhammed Cihad Çiğdem
Köşe Yazarı
Muhammed Cihad Çiğdem
 

30’LARDAN 40’LARA YOLCULUK

İnsan, doğum–yaşam–ölüm arasında üç bilinmeyenli bir denklemin tam ortasındadır. Kimi buna “sair bir hayat”, kimi “yaşam mücadelesi”, kimi ise inandığı davaların kavgası der. Kimi yeşil pelerinli bir hayat düşler, kimi göl kenarlarında kurtuluş müjdeleyen bir nehir… Aslolan, hakikati anlamaktır. Biz buna ilahiyat terminolojisinde “hidayet kapısı” diyoruz. Bu kapıya ulaşmak için her insan bir şeyler yaşar ve birtakım imtihanlardan geçer. Bazen küçük şeylerin esiri oluruz, bazen büyük şeylerin kurbanı… Ama ömür denen hane bir şekilde devam eder. İnsan; iyi ile kötüyü, faydalı ile zararlıyı idrak edebilen bir varlıktır. Buradan hareketle şunu bilmek gerekir: İnsan, elindeki nimetlerin idrakine vardığında nimetin kıymeti artar; fakat nimetin idrakine varılmadığında, nimet ne olursa olsun insana fayda vermez. İmam Gazâlî’nin dediği gibi: “Nasihat vermek kolaydır; zor olan nasihati kabul etmektir.” Çünkü nasihati kabul etmek, nefsine uymuş kimselere tatsız gelir. İnsan, 30’lu yaşlarına kadar çoğu zaman nasihatin muhatabı olur; fakat 30’dan sonra bu seyrelir. 40’a doğru giderken ise herkes, yaşadıklarından kendi nasihatini çıkarmaya başlar. Çünkü insan, 30’dan 40’a yol alırken amellerin niyetlerle kaim olduğu hakikatini idrak eder. Kalbinde zerre kadar iman taşıyanlar, kemâlât yaşı denilen 40’a ulaştığında bilir ki tövbe, her kulun kurtuluş vizesidir. Buraya kadar sabırla eşlik ettiğiniz için gönül dolusu teşekkür ederim. Bundan sonrası için; yalnızca 30’lu yaşlardan 40’lara yürüyenler değil, ömür sermayesini tüketen herkes için bir dua ile devam edelim: “Allah’ım! Bizleri her işinden razı olduğun kullarından eyle. Rahmet ve merhametine kavuşanlardan eyle. Heva ve hevesten, nefsin arzularına uymaktan muhafaza eyle. Selamete erenlerden eyle. Yolunda yürüyüp hidayetine erenlerden eyle.” Kıymetli dostlar, hayat bâki değildir ki dem-i ve gam-ı bâki olsun. İnsan dünyasını temizlemek için önce kalbini temizlemelidir. Evet, dünya masum bir imtihan yurdudur; ama insanlar çeşit çeşittir… Bazen bir pirenin deve, nice devlerin cüce olduğuna şahit olmuşuzdur; olmaya da devam edeceğiz belki. Her şeye rağmen; önce kendimize, sonra bu satırları okuyan nefislerimize, ardından muhatap olduğumuz tüm eş-dost ve arkadaşlarımıza söz vermeliyiz: Kalplerimizi marifetin nuru ile diriltmek için nefsimizi körelteceğimize; kelâmı, kelâmın hakkını ve hatırını bilenlere söyleyeceğimize… Hayat sermayesinde yol alırken her ne kadar kötülükle ya da kötü insanlarla karşılaşsak da; hayır işlemekten, dua almaktan ve iyi insan olmak için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Söz veriyoruz. Söz veriyoruz. Söz veriyoruz. Diyelim ve sözümüz bir olsun; kalplerimizde dünyayı iyilik sarsın… 30’dan 40’a değil; 7’den 70’e bilmek ve anlamak gerekir ki: İyilik iyidir. İyi insan olmak iyidir. Adaletli olmak ve adil bir hayat sürmek iyidir. Yaptığını Allah rızası için yapmak, iman edenler için imanın gereğidir. Dünya dediğimiz yer bir imtihan yurdudur; her nefis, her ihtimale hazır olmalıdır. Rivayet edilir ki bir alime sormuşlar: “İnsan ne zaman olgunlaşır?” Alim, uzun bir suskunluğun ardından elindeki testiyi göstermiş ve demiş ki: “Bu testi, içi boşken de testidir; doluyken de… Ama içindeki suyu taşırmamayı öğrendiği gün, gerçek vazifesini idrak eder.” İnsan da böyledir. 20’li yaşlarda doldurur, 30’lu yaşlarda taşırır, 40’a yaklaşırken ise neyi taşıyıp neyi dökmesi gerektiğini öğrenir. İşte o vakit, yaşanan acılar hatıraya; sevinçler şükre, hatalar ise hikmete dönüşür. 30’lardan 40’lara yürürken anlarız ki yaşadıklarımız bizi yormak için değil, biz olmamız için verilmiştir. Karakter dediğimiz şey, başımıza gelenler değil; başımıza gelenlerle ne yaptığımızdır. İnsan, bu idrake vardığında hayatla kavga etmeyi bırakır, hayatı anlamaya başlar. Belki de bu yüzden 40, bir son değil; insanın kendisiyle barıştığı ilk duraktır. Selam olsun kendisiyle barışmayı başarabilenlere… Selam olsun hayatı idrakle iştigal edebilenlere…  
Ekleme Tarihi: 23 Ocak 2026 -Cuma
Muhammed Cihad Çiğdem

30’LARDAN 40’LARA YOLCULUK

İnsan, doğum–yaşam–ölüm arasında üç bilinmeyenli bir denklemin tam ortasındadır. Kimi buna “sair bir hayat”, kimi “yaşam mücadelesi”, kimi ise inandığı davaların kavgası der. Kimi yeşil pelerinli bir hayat düşler, kimi göl kenarlarında kurtuluş müjdeleyen bir nehir…

Aslolan, hakikati anlamaktır. Biz buna ilahiyat terminolojisinde “hidayet kapısı” diyoruz. Bu kapıya ulaşmak için her insan bir şeyler yaşar ve birtakım imtihanlardan geçer.

Bazen küçük şeylerin esiri oluruz, bazen büyük şeylerin kurbanı… Ama ömür denen hane bir şekilde devam eder. İnsan; iyi ile kötüyü, faydalı ile zararlıyı idrak edebilen bir varlıktır.

Buradan hareketle şunu bilmek gerekir: İnsan, elindeki nimetlerin idrakine vardığında nimetin kıymeti artar; fakat nimetin idrakine varılmadığında, nimet ne olursa olsun insana fayda vermez.

İmam Gazâlî’nin dediği gibi: “Nasihat vermek kolaydır; zor olan nasihati kabul etmektir.” Çünkü nasihati kabul etmek, nefsine uymuş kimselere tatsız gelir. İnsan, 30’lu yaşlarına kadar çoğu zaman nasihatin muhatabı olur; fakat 30’dan sonra bu seyrelir. 40’a doğru giderken ise herkes, yaşadıklarından kendi nasihatini çıkarmaya başlar.

Çünkü insan, 30’dan 40’a yol alırken amellerin niyetlerle kaim olduğu hakikatini idrak eder. Kalbinde zerre kadar iman taşıyanlar, kemâlât yaşı denilen 40’a ulaştığında bilir ki tövbe, her kulun kurtuluş vizesidir.

Buraya kadar sabırla eşlik ettiğiniz için gönül dolusu teşekkür ederim. Bundan sonrası için; yalnızca 30’lu yaşlardan 40’lara yürüyenler değil, ömür sermayesini tüketen herkes için bir dua ile devam edelim:

“Allah’ım!
Bizleri her işinden razı olduğun kullarından eyle.
Rahmet ve merhametine kavuşanlardan eyle.
Heva ve hevesten, nefsin arzularına uymaktan muhafaza eyle.
Selamete erenlerden eyle.
Yolunda yürüyüp hidayetine erenlerden eyle.”

Kıymetli dostlar, hayat bâki değildir ki dem-i ve gam-ı bâki olsun. İnsan dünyasını temizlemek için önce kalbini temizlemelidir. Evet, dünya masum bir imtihan yurdudur; ama insanlar çeşit çeşittir… Bazen bir pirenin deve, nice devlerin cüce olduğuna şahit olmuşuzdur; olmaya da devam edeceğiz belki.

Her şeye rağmen; önce kendimize, sonra bu satırları okuyan nefislerimize, ardından muhatap olduğumuz tüm eş-dost ve arkadaşlarımıza söz vermeliyiz:
Kalplerimizi marifetin nuru ile diriltmek için nefsimizi körelteceğimize; kelâmı, kelâmın hakkını ve hatırını bilenlere söyleyeceğimize…

Hayat sermayesinde yol alırken her ne kadar kötülükle ya da kötü insanlarla karşılaşsak da; hayır işlemekten, dua almaktan ve iyi insan olmak için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz.

Söz veriyoruz.
Söz veriyoruz.
Söz veriyoruz.

Diyelim ve sözümüz bir olsun; kalplerimizde dünyayı iyilik sarsın…

30’dan 40’a değil; 7’den 70’e bilmek ve anlamak gerekir ki:
İyilik iyidir.
İyi insan olmak iyidir.
Adaletli olmak ve adil bir hayat sürmek iyidir.
Yaptığını Allah rızası için yapmak, iman edenler için imanın gereğidir.

Dünya dediğimiz yer bir imtihan yurdudur; her nefis, her ihtimale hazır olmalıdır.

Rivayet edilir ki bir alime sormuşlar:
“İnsan ne zaman olgunlaşır?”

Alim, uzun bir suskunluğun ardından elindeki testiyi göstermiş ve demiş ki:
“Bu testi, içi boşken de testidir; doluyken de… Ama içindeki suyu taşırmamayı öğrendiği gün, gerçek vazifesini idrak eder.”

İnsan da böyledir.
20’li yaşlarda doldurur,
30’lu yaşlarda taşırır,
40’a yaklaşırken ise neyi taşıyıp neyi dökmesi gerektiğini öğrenir.

İşte o vakit, yaşanan acılar hatıraya; sevinçler şükre, hatalar ise hikmete dönüşür.

30’lardan 40’lara yürürken anlarız ki yaşadıklarımız bizi yormak için değil, biz olmamız için verilmiştir. Karakter dediğimiz şey, başımıza gelenler değil; başımıza gelenlerle ne yaptığımızdır. İnsan, bu idrake vardığında hayatla kavga etmeyi bırakır, hayatı anlamaya başlar.

Belki de bu yüzden 40, bir son değil; insanın kendisiyle barıştığı ilk duraktır.

Selam olsun kendisiyle barışmayı başarabilenlere…
Selam olsun hayatı idrakle iştigal edebilenlere…

 

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.