Yusuf Çelik
Köşe Yazarı
Yusuf Çelik
 

Görünmeyen İmparatorluğun Hikâyesi

Tarih, yalnızca savaş meydanlarında değil; kimi zaman sessiz toplantı odalarında, birkaç kişinin imzasıyla yeniden yazılır. Para, bu yazının mürekkebidir. Onu kim basıyorsa, yalnızca ekonomiye değil; siyasete, topluma ve hatta insanların hayallerine yön verir. Ve modern çağda bu gücün adı, Amerika Birleşik Devletleri’nin kalbindeki görünmez imparatorluk: Federal Reserve. Krizi Kurtaran Banker 1907 yılı, Wall Street’in altüst olduğu, Amerikan rüyasının bir gecede kâbusa dönüştüğü yıldı. Banka kuyrukları kilometreleri buluyor, şirketler domino taşları gibi devriliyordu. Devlet ise neredeyse seyirciydi. O günlerde sahneye çıkan J.P. Morgan, kendi serveti ve etrafındaki banker ağını kullanarak sisteme nakit pompaladı. Piyasa nefes aldı, ama Kongre acı bir gerçeği fark etti: Amerika, kaderini birkaç zenginin insafına bırakamazdı. Yine de çözüm arayışında ilginç bir karar verildi: Para otoritesi, yalnızca devletin değil; sermayenin aklıyla da şekillenecekti. Jekyll Adası’ndaki Gizli Tasarım 1910’da Georgia kıyılarında, Jekyll Adası’nda “tatil” bahanesiyle toplanan bankacılar ve politikacılar, aslında yeni para düzeninin senaryosunu yazıyordu. Amaç, halka “devlet bankası” gibi gösterilecek; fakat kontrolü özel bankaların elinde olacak bir merkez bankası kurmaktı. Plan üç yıl içinde olgunlaştı. 23 Aralık 1913’te, Noel tatili öncesi sessizce, düşük katılımla Federal Reserve Act Kongre’den geçti. Böylece 12 bölgesel merkez bankasından oluşan, hisselerinin özel bankalara ait olduğu, “bağımsız” görünen ama piyasa oyuncularının çıkarlarıyla uyumlu çalışan bir yapı doğdu. Bugün hâlâ birçok Amerikalı Fed’i bir devlet kurumu sanıyor olabilir. Oysa Fed, halkın değil; finans sermayesinin temsilcisidir. Borç Döngüsünün Mimarları Fed’in en temel gücü para basma yetkisidir. Ancak bu para, hazineye bağış olarak değil; borç olarak verilir. Devlet, kendi parasını kullanmak için Fed’e faiz öder. Bu döngü, para üzerinden sürekli kâr üreten bir mekanizma inşa eder. 1933’te Başkan Roosevelt, altın standardını kaldırarak parayı fiziksel teminattan kopardı. 1971’de Başkan Nixon, doların hiçbir şeye bağlı kalmamasını sağlayarak “inanç” temelli yeni bir dönem başlattı. Artık dolar, altın değil; güven üzerine basılıyordu. Ve güven, kırıldığında kâğıt para bir anda değersizleşebilirdi. Krizlerde Kurtarıcı mı, Kriz Üreticisi mi? 2008 küresel krizinde Fed, tarihin en büyük kurtarma operasyonunu başlattı. “Niceliksel genişleme” adı altında trilyonlarca dolar piyasaya sürüldü. Wall Street hızla toparlandı, ama orta sınıf yerinde saydı. 2020’de pandemi geldiğinde aynı senaryo tekrarlandı: Para muslukları sonuna kadar açıldı, borsa rekorlar kırdı, ardından enflasyon patladı. Frene basıldığında ise faizler hızla yükseldi, konut piyasası durdu, iflaslar arttı. Bu dalgalanmalar, Fed’in hem kurtarıcı hem de kriz üretici bir güç olabileceğini gösterdi. Siyasetin Baskısı: Nixon’dan Trump’a Fed’in bağımsızlığı, tarih boyunca siyasetin sınavından geçti. 1970’lerde Nixon, seçim öncesi ekonomiyi canlı tutmak için Fed Başkanı Arthur Burns’a baskı yaptı. Burns boyun eğdi, kısa vadede ekonomi canlandı ama ardından büyük enflasyon patladı. Aynı tablo, Trump döneminde tekrar yaşandı. Trump, atadığı Fed Başkanı Jerome Powell’ı faiz artırdığı için açıkça eleştirdi, hatta görevden alma yollarını aradı. Para politikası, bir kez daha siyaset ile piyasa arasında çekişme alanı oldu. Para Savaşlarının Yeni Cephesi 21. Yüzyılın ikinci çeyreğinde para yalnızca basılmıyor, kodlanıyor. Çin Dijital Yuan’ı piyasaya sürdü, Avrupa Dijital Euro için pilot projeler başlattı. Fed ise 2021’de MIT ile birlikte “Project Hamilton” adını verdiği dijital dolar hazırlıklarına başladı. CBDC’nin (Merkez Bankası Dijital Parası) en kritik özelliği, tüm işlemlerin izlenebilir olması. Bu, vergi kaçakçılığıyla mücadelede güçlü bir araç olabilir; ama aynı zamanda bireysel özgürlükler açısından büyük bir risk taşır. Eğer para dijital ve merkezî ise, erişim bir tuşa bağlıdır. Bu, ekonomik verimliliğin yanında görünmez bir gözetim ağı anlamına gelir. Teknoloji Devleri ve Yeni Para Kralları Fed’in karşısına artık yalnızca kripto toplulukları değil; Apple, Amazon, Google gibi teknoloji devleri de çıkıyor. Apple Pay, Google Wallet, Amazon’un ödeme sistemleri… Hatta Meta, kendi dijital parasını çıkarmaya çalıştı. Gelecek belki de şu soruyu beraberinde getirecek: Maaşlarımızı Apple mı ödeyecek? Vergilerimizi Amazon üzerinden mi yatıracağız? Yoksa her şeyin altında yine o tanıdık logo mu olacak: Federal Reserve mührü? Velhasıl tarih, paraya olan güvenin en az onun miktarı kadar değerli olduğunu kanıtlar. 1907’de Morgan’ın kasasında, 1971’de Nixon’un masasındaki kararlarda, 2008’de Bernanke’nin bilgisayar ekranında ve 2021’de Powell’ın Zoom toplantısında şekillenen kararlar; dünya ekonomisinin görünmez zincirlerini ördü. Sabri Ülgener’in sözleriyle bitirelim: “İktisat yalnızca rakamların değil, ahlâkın, tedbirin ve ferasetin ilmidir.” Fed’in hikâyesi, bu ilimle ne kadar yüründüğünün bir imtihanıdır. Çünkü mesele, parayı kimin bastığı değil; ona kimin inandığıdır. Selam ve Dua ile...
Ekleme Tarihi: 12 Ocak 2026 -Pazartesi
Yusuf Çelik

Görünmeyen İmparatorluğun Hikâyesi

Tarih, yalnızca savaş meydanlarında değil; kimi zaman sessiz toplantı odalarında, birkaç kişinin imzasıyla yeniden yazılır. Para, bu yazının mürekkebidir. Onu kim basıyorsa, yalnızca ekonomiye değil; siyasete, topluma ve hatta insanların hayallerine yön verir. Ve modern çağda bu gücün adı, Amerika Birleşik Devletleri’nin kalbindeki görünmez imparatorluk: Federal Reserve.

Krizi Kurtaran Banker

1907 yılı, Wall Street’in altüst olduğu, Amerikan rüyasının bir gecede kâbusa dönüştüğü yıldı. Banka kuyrukları kilometreleri buluyor, şirketler domino taşları gibi devriliyordu. Devlet ise neredeyse seyirciydi. O günlerde sahneye çıkan J.P. Morgan, kendi serveti ve etrafındaki banker ağını kullanarak sisteme nakit pompaladı. Piyasa nefes aldı, ama Kongre acı bir gerçeği fark etti: Amerika, kaderini birkaç zenginin insafına bırakamazdı.

Yine de çözüm arayışında ilginç bir karar verildi: Para otoritesi, yalnızca devletin değil; sermayenin aklıyla da şekillenecekti.

Jekyll Adası’ndaki Gizli Tasarım

1910’da Georgia kıyılarında, Jekyll Adası’nda “tatil” bahanesiyle toplanan bankacılar ve politikacılar, aslında yeni para düzeninin senaryosunu yazıyordu. Amaç, halka “devlet bankası” gibi gösterilecek; fakat kontrolü özel bankaların elinde olacak bir merkez bankası kurmaktı.

Plan üç yıl içinde olgunlaştı. 23 Aralık 1913’te, Noel tatili öncesi sessizce, düşük katılımla Federal Reserve Act Kongre’den geçti. Böylece 12 bölgesel merkez bankasından oluşan, hisselerinin özel bankalara ait olduğu, “bağımsız” görünen ama piyasa oyuncularının çıkarlarıyla uyumlu çalışan bir yapı doğdu.

Bugün hâlâ birçok Amerikalı Fed’i bir devlet kurumu sanıyor olabilir. Oysa Fed, halkın değil; finans sermayesinin temsilcisidir.

Borç Döngüsünün Mimarları

Fed’in en temel gücü para basma yetkisidir. Ancak bu para, hazineye bağış olarak değil; borç olarak verilir. Devlet, kendi parasını kullanmak için Fed’e faiz öder. Bu döngü, para üzerinden sürekli kâr üreten bir mekanizma inşa eder.

1933’te Başkan Roosevelt, altın standardını kaldırarak parayı fiziksel teminattan kopardı. 1971’de Başkan Nixon, doların hiçbir şeye bağlı kalmamasını sağlayarak “inanç” temelli yeni bir dönem başlattı. Artık dolar, altın değil; güven üzerine basılıyordu. Ve güven, kırıldığında kâğıt para bir anda değersizleşebilirdi.

Krizlerde Kurtarıcı mı, Kriz Üreticisi mi?

2008 küresel krizinde Fed, tarihin en büyük kurtarma operasyonunu başlattı. “Niceliksel genişleme” adı altında trilyonlarca dolar piyasaya sürüldü. Wall Street hızla toparlandı, ama orta sınıf yerinde saydı. 2020’de pandemi geldiğinde aynı senaryo tekrarlandı: Para muslukları sonuna kadar açıldı, borsa rekorlar kırdı, ardından enflasyon patladı.

Frene basıldığında ise faizler hızla yükseldi, konut piyasası durdu, iflaslar arttı. Bu dalgalanmalar, Fed’in hem kurtarıcı hem de kriz üretici bir güç olabileceğini gösterdi.

Siyasetin Baskısı: Nixon’dan Trump’a

Fed’in bağımsızlığı, tarih boyunca siyasetin sınavından geçti. 1970’lerde Nixon, seçim öncesi ekonomiyi canlı tutmak için Fed Başkanı Arthur Burns’a baskı yaptı. Burns boyun eğdi, kısa vadede ekonomi canlandı ama ardından büyük enflasyon patladı.

Aynı tablo, Trump döneminde tekrar yaşandı. Trump, atadığı Fed Başkanı Jerome Powell’ı faiz artırdığı için açıkça eleştirdi, hatta görevden alma yollarını aradı. Para politikası, bir kez daha siyaset ile piyasa arasında çekişme alanı oldu.

Para Savaşlarının Yeni Cephesi

21. Yüzyılın ikinci çeyreğinde para yalnızca basılmıyor, kodlanıyor. Çin Dijital Yuan’ı piyasaya sürdü, Avrupa Dijital Euro için pilot projeler başlattı. Fed ise 2021’de MIT ile birlikte “Project Hamilton” adını verdiği dijital dolar hazırlıklarına başladı.

CBDC’nin (Merkez Bankası Dijital Parası) en kritik özelliği, tüm işlemlerin izlenebilir olması. Bu, vergi kaçakçılığıyla mücadelede güçlü bir araç olabilir; ama aynı zamanda bireysel özgürlükler açısından büyük bir risk taşır. Eğer para dijital ve merkezî ise, erişim bir tuşa bağlıdır. Bu, ekonomik verimliliğin yanında görünmez bir gözetim ağı anlamına gelir.

Teknoloji Devleri ve Yeni Para Kralları

Fed’in karşısına artık yalnızca kripto toplulukları değil; Apple, Amazon, Google gibi teknoloji devleri de çıkıyor. Apple Pay, Google Wallet, Amazon’un ödeme sistemleri… Hatta Meta, kendi dijital parasını çıkarmaya çalıştı.

Gelecek belki de şu soruyu beraberinde getirecek: Maaşlarımızı Apple mı ödeyecek? Vergilerimizi Amazon üzerinden mi yatıracağız? Yoksa her şeyin altında yine o tanıdık logo mu olacak: Federal Reserve mührü?

Velhasıl tarih, paraya olan güvenin en az onun miktarı kadar değerli olduğunu kanıtlar. 1907’de Morgan’ın kasasında, 1971’de Nixon’un masasındaki kararlarda, 2008’de Bernanke’nin bilgisayar ekranında ve 2021’de Powell’ın Zoom toplantısında şekillenen kararlar; dünya ekonomisinin görünmez zincirlerini ördü.

Sabri Ülgener’in sözleriyle bitirelim: “İktisat yalnızca rakamların değil, ahlâkın, tedbirin ve ferasetin ilmidir.” Fed’in hikâyesi, bu ilimle ne kadar yüründüğünün bir imtihanıdır. Çünkü mesele, parayı kimin bastığı değil; ona kimin inandığıdır.

Selam ve Dua ile...

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.