Ebru Demirci
Köşe Yazarı
Ebru Demirci
 

Yaşama Yolculuk - 10 ''İlişkilerde Kendini Geri Plana Atmanın Psikolojisi''

Yansımasını Başkasında Sevenler Neden zeki, derin ve yetkin bir birey, sahip olduğu özellikleri doğal bir akışın parçası olarak yaşarken, bu özelliklerin bir başkasında belirmesi karşısında aşırı bir hayranlık duyar? Bu durum, mütevazılığın bir erdem olmaktan çıkıp, kişinin kendi değerini doğru konumlandıramadığı bir paradoksa dönüşmesidir. Bu kişinin yaşadığı durumun temelinde, öz-saygı eksikliği değil, içsel referans çerçevesinin yanlış kalibrasyonu yatar. Yüksek kapasiteli bir birey, zekâ, sezgi ve üretkenliği hayatının merkezinde taşıdığı için, bu nitelikleri standart ve zahmetsiz kabul eder. Bu özellikler onun için bir ekstra değer kaynağı olmaktan çıkıp, sadece normal bir yaşamın gereklilikleri haline gelmiştir. Kişi, kendi değerini bilmektedir, ancak bu değeri içsel bir standart olarak gördüğü için, onu dışarıya karşı savunma veya öne çıkarma gereği duymaz. Ancak bu içsel normalizasyon, dış dünya ile kıyaslandığında bir algısal asimetriye yol açar. Kişi, kendi değerini sıradanlaştırdığı için, aynı ya da benzer bir yetkinliği bir başkasında (partnerde, rolde) gördüğünde, nadirlik filtresini devreye sokar. Beyin bu özelliği "istisna" veya "inanılmaz" olarak kodlar. Bu durum, bireyin kendini aktif olarak küçültmesinden değil, kendi gücünün yansımasını başkasında görünce ona büyük bir kıymet atfetmesinden kaynaklanır. "Benim için normal olan şeyin, başkasında da var olması ne kadar özel!" duygusu, aslında kendi nadirliğini karşı tarafa yüklemesidir. Bu durum daha önce bahsettiğim, mitolojideki Narkissos'un kendi yansımasına âşık olması gibi; kişi, aslında kendi nadirliğini başkasında görmenin büyüsüne kapılır. Ancak Narkissos yansımasına dokunamadığı için acı çekmişti; bu kişi de kendi gücünü sahiplenemediği için, o gücü karşısındaki kişi üzerinde konumlandırarak acı çeker. Kişi kendisinin yansımasıdır. Bu aşırı idealizasyon, ilişkisel alanda ciddi sonuçlar doğurur. Kişi, kendini çok değerli görse bile, karşısındakini aşırı değerli kıldığı için ilişkideki güç dengesi bozulur. Birey, bilinçsizce kendini ikincil bir konuma yerleştirir; çünkü yücelttiği partnerin "yanında olmayı" bile bir ayrıcalık saymaya başlar. Bu, kendinden emin bir duruş sergilese bile, kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına ve dolayısıyla ilişkisel zeminde değerinin doğru konumlanamamasına neden olur. Kırılganlık ve hayal kırıklığı, bu yanlış atfedilen değerin kaçınılmaz bedelidir. Bu döngüyü kırmak için yapılması gereken, kişinin kendi yüksek standardını bir kazanım olarak dışsallaştırmaktır. Çözüm, kibirde değil, doğru kalibrasyondadır. Birey, kendi özelliklerinin istisnai bir kombinasyon olduğunu kabul etmelidir. Karşısındaki kişiye hayranlık duyarken bile, bu hayranlığın kendi değerini azaltmadığını fark etmelidir. Esas olan, kendi değerini normalleştirmekten vazgeçmek ve "Sen değerlisin, ben de değerliyim" denklemini kurmaktır. Bu sayede kişi, mütevazılığın erdemini korur, ancak kendi gücünün yansımasını başkasında arama ihtiyacından kurtulur ve ilişkilerinde eşitlikçi bir zemin inşa edebilir.
Ekleme Tarihi: 22 Aralık 2025 -Pazartesi
Ebru Demirci

Yaşama Yolculuk - 10 ''İlişkilerde Kendini Geri Plana Atmanın Psikolojisi''

Yansımasını Başkasında Sevenler

Neden zeki, derin ve yetkin bir birey, sahip olduğu özellikleri doğal bir akışın parçası olarak yaşarken, bu özelliklerin bir başkasında belirmesi karşısında aşırı bir hayranlık duyar? Bu durum, mütevazılığın bir erdem olmaktan çıkıp, kişinin kendi değerini doğru konumlandıramadığı bir paradoksa dönüşmesidir.

Bu kişinin yaşadığı durumun temelinde, öz-saygı eksikliği değil, içsel referans çerçevesinin yanlış kalibrasyonu yatar. Yüksek kapasiteli bir birey, zekâ, sezgi ve üretkenliği hayatının merkezinde taşıdığı için, bu nitelikleri standart ve zahmetsiz kabul eder. Bu özellikler onun için bir ekstra değer kaynağı olmaktan çıkıp, sadece normal bir yaşamın gereklilikleri haline gelmiştir. Kişi, kendi değerini bilmektedir, ancak bu değeri içsel bir standart olarak gördüğü için, onu dışarıya karşı savunma veya öne çıkarma gereği duymaz.

Ancak bu içsel normalizasyon, dış dünya ile kıyaslandığında bir algısal asimetriye yol açar. Kişi, kendi değerini sıradanlaştırdığı için, aynı ya da benzer bir yetkinliği bir başkasında (partnerde, rolde) gördüğünde, nadirlik filtresini devreye sokar. Beyin bu özelliği "istisna" veya "inanılmaz" olarak kodlar. Bu durum, bireyin kendini aktif olarak küçültmesinden değil, kendi gücünün yansımasını başkasında görünce ona büyük bir kıymet atfetmesinden kaynaklanır. "Benim için normal olan şeyin, başkasında da var olması ne kadar özel!" duygusu, aslında kendi nadirliğini karşı tarafa yüklemesidir.

Bu durum daha önce bahsettiğim, mitolojideki Narkissos'un kendi yansımasına âşık olması gibi; kişi, aslında kendi nadirliğini başkasında görmenin büyüsüne kapılır. Ancak Narkissos yansımasına dokunamadığı için acı çekmişti; bu kişi de kendi gücünü sahiplenemediği için, o gücü karşısındaki kişi üzerinde konumlandırarak acı çeker. Kişi kendisinin yansımasıdır.

Bu aşırı idealizasyon, ilişkisel alanda ciddi sonuçlar doğurur. Kişi, kendini çok değerli görse bile, karşısındakini aşırı değerli kıldığı için ilişkideki güç dengesi bozulur. Birey, bilinçsizce kendini ikincil bir konuma yerleştirir; çünkü yücelttiği partnerin "yanında olmayı" bile bir ayrıcalık saymaya başlar. Bu, kendinden emin bir duruş sergilese bile, kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına ve dolayısıyla ilişkisel zeminde değerinin doğru konumlanamamasına neden olur. Kırılganlık ve hayal kırıklığı, bu yanlış atfedilen değerin kaçınılmaz bedelidir.

Bu döngüyü kırmak için yapılması gereken, kişinin kendi yüksek standardını bir kazanım olarak dışsallaştırmaktır. Çözüm, kibirde değil, doğru kalibrasyondadır. Birey, kendi özelliklerinin istisnai bir kombinasyon olduğunu kabul etmelidir. Karşısındaki kişiye hayranlık duyarken bile, bu hayranlığın kendi değerini azaltmadığını fark etmelidir. Esas olan, kendi değerini normalleştirmekten vazgeçmek ve "Sen değerlisin, ben de değerliyim" denklemini kurmaktır. Bu sayede kişi, mütevazılığın erdemini korur, ancak kendi gücünün yansımasını başkasında arama ihtiyacından kurtulur ve ilişkilerinde eşitlikçi bir zemin inşa edebilir.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.