Zihnin Sükûtu ve İçimizdeki Kuyu
Kıymetli Dost,
Yeni bir yolculuğun başında yollara selam olsun. Yolu açana, yola çağırana, yolda verdiklerine selam olsun.
Uzun zamandır elim kalemime gitmedi; kalemimin mürekkebi adeta kurumuştu. Kalemi her elime alışımda beyaz sayfalara bakıp bakıp sükûta durdum. Yüreğimin dili suskun, kalbim bozuk bir saat gibi kâh çalıştı, kâh durdu. Gönlümde susuzluktan çatlamış topraklar, içimde sessizliğe gömülmüş çöller oluştu.
Ansızın hayat durdu, zaman durdu, kalbim yoruldu... Kendimi dipsiz bir kuyunun içinde buldum. Soğuk duvarlarında kayboldu sesim. Bir Yusuf yalnızlığında, sabırla uzanacak bir el, karanlığı dağıtacak bir ses bekledim.

Zaman tükeniyor, ışık azalıyor, umut gönlümün derinliklerinde sessizce kırılıyordu. İçimi saran karanlığa gömülmüş, hayatın aynasında kendimi seyrediyordum. Sessizliğin ve yalnızlığın zindanındaydım. Dışarıdan hiçbir ses içeri sızmıyor, daha dün sesleriyle yankılanan duvarlar bugün lal olmuştu. Oysa dünya dönüyor, insanlık zamanla yarışıyor, kendilerine yeni dünyalar kuruyordu. Zihnimin perdelerine asılı kalan bir soru vardı: Hayat neden küsmüştü bana?
İçimde bir ışık, bir yol aradım. Umudun, yanmakta olan kısık bir mum ışığı gibi anbean sönüşünü çaresizlik içinde seyrettim. Günbegün tükenen umudun aynasında mutsuz bir yüzle karşılaştım.
Oysa dünya ne kadar da gürültülü bir âlem! Herkesin konuştuğu ama kimsenin birbirini gerçekten duymadığı, mesafelerin kısaldığı fakat gönül bağlarının zayıfladığı bir çağda yaşıyoruz. İnsanlar birbirine ulaşabiliyor ama birbirine dokunamıyor. Söylenecek binlerce söz var, fakat anlaşılmaya muhtaç nice gönül sessizliğe mahkûm.
Oysa insanın insana verebileceği en güzel hediye; samimi bir bakış, hesapsız bir dinleyiş ve kalpten kopup gelen bir kelamdır. Bazen bir tebessüm, bazen içtenlikle söylenmiş bir kelime, bazen de hiçbir şey söylemeden yanında durabilmek... İnsan, en çok da anlaşılmaya ve gönülden hissedilmeye muhtaçtır.
Sonra bir ses yankılandı kalbimde... İrkildim.
Kıyama durdum, elif gibi doğruldum; kaleme mürekkep, lisana aşk diledim. Anladım ki insanın önce kendi kalbiyle helalleşmesi, kendi iç sesini duyması ve kendi karanlığıyla yüzleşmesi gerekiyormuş.
Şimdi biliyorum ki bu yazıyı okuyan sen de belki şu an o kuyunun dibindesin. Sesin soğuk duvarlara çarpa çarpa geri dönüyor, kimse seni duymuyor sanıyorsun. Ama unutma; kuyunun dibi, bazen gökyüzünü en berrak gördüğün yerdir. Çünkü karanlığın içinde insan, ışığın kıymetini daha iyi anlar.
Her susuş bir vazgeçiş değildir; bazen ruhun, söyleyecek yeni ve derin bir söz bulmak için kendi kütüphanesine çekilmesidir. Kalem sustuğunda pınar kurumaz, su yalnızca derinlere çekilir; sabırla vaktini ve toprağı çatlatacağı o anı bekler.
Rızık Peşinde Yolculuk derken adımlarımızın tozunu, Bir Damla Sudaki Sır ile insanın suyla olan yolculuğundaki küçücük mucizeleri aradık. Her yolculukta biraz daha insanı, biraz daha hayatı, biraz daha kendimizi anlamaya çalıştık.
Şimdi ise durağımız da pusulamız da bir: İnsanın insana, insanın kendi özüne giden o en kadim yolu...
Kalpten kalbe yolculuk.
Bozkırın Tezenesi lakabıyla gönüllerde iz bırakan Rahmetli Neşet Ertaş ‘’Kalpten Kalbe bir Yol Vardır Gözünen Görünmez Sırdır’’der;
Gel dost, birlikte kalpten kalbe yol alalım; yollar bulalım, yol olalım...
Hayat bazen karla, bazen doluyla; bazen yağmurla, bazen fırtınayla; bazen sel ve zelzeleyle sınar insanı. İnsan her zaman güçlü kalamaz. Bazen en sağlam iradesiyle bile sarsılır, en güçlü inancıyla bile yorulur. Çünkü insan olmak, yalnızca ayakta durabilmek değil; acizliğini, kırılganlığını ve başkasına duyduğu ihtiyacı da kabul edebilmektir.
İnanç, insanın karanlıkta yolunu aydınlatan bir kandil; irade ise o yolda ilerlemesini sağlayan kuvvettir. Fakat bazen insanın bir dosta, bir duaya, bir omuza, hatta bir yardım eline ihtiyacı olur. Önemli olan hiç düşmemek değil; düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmek, umudunu kaybetmeden yoluna devam edebilmektir.
İnsan, hayatın bilinmeyen serüveninde bir yolcudur. Bu yolculuk uzun ve meşakkatlidir. Neyle karşılaşacağını bilmeden yol alır. Bazen yorulur, bir köşeye çekilir; bazen bilinmeyen bir bekleyişin içinde yolunu aydınlatacak güneşin doğmasını bekler.

Birbirimize merhem olma duası ve ümidiyle...
Selamette kalın. Bir sonraki yolculuğumuzda yeniden buluşabilmek duasıyla, dualarınıza talibim.

